Kanun Numarası : 5271
Kabul Tarihi : 4/12/2004
Yayımlandığı Resmî Gazete : Tarih : 17/12/2004 Sayı : 25673
Yayımlandığı Düstur :Tertip : 5 Cilt : 44
BİRİNCİ KİTAP
Genel Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Kapsam, Tanımlar, Görev ve Yetki
BİRİNCİ BÖLÜM
Kapsam ve Tanımlar
Kanunun kapsamı
Madde 1 – (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar
ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.
Tanımlar
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç
şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde
temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden
iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen
evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından
soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya
kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun
kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek
veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:

  1. İşlenmekte olan suçu,
  2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar
    gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,
  3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği
    suçu,
    k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi
    tarafından işlenen suçu,
    l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil
    dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre
    esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil
    kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
    İfade eder.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Görev
    Görev
    Madde 3 – (1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.
    (2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/6 md.) (Mülga:2/7/2018-KHK/700/159 md.)
    Re’sen görev kararı ve görevde uyuşmazlık
    Madde 4 – (1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma
    evresinin her aşamasında re’sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.
    (2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi
    ortak yüksek görevli mahkeme belirler.
    Görevsizlik kararı verilmesi gereken hâl ve sonucu
    Madde 5 – (1) İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini
    aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.
    (2) Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına
    karşı itiraz yoluna gidilebilir.
    Görevsizlik kararı verilemeyecek hâl
    Madde 6 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/16 md.)
    (1) Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı
    verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.
    Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
    Madde 7 – (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya
    mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Bağlantılı Davalar
    Bağlantı kavramı
    Madde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla
    olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
    (2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme
    veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.
    Davaların birleştirilerek açılması
    Madde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa,
    bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.
    Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması
    Madde 10 – (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının
    birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
    (2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü
    uygulanır.
    (3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.
    Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme
    Madde 11 – (1) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı
    görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme
    bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.
    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    Yetki
    Yetkili mahkeme
    Madde 12 – (1) Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
    (2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin
    gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
    (3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi
    olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç,
    eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer
    mahkemesi de yetkilidir.
    (4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser,
    mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
    Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de
    yetkilidir.
    (5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır.
    Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya
    görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
    (6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının
    ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda
    mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.
    Özel yetki
    Madde 13 – (1) Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı
    yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
    (2) Şüpheli veya sanığın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de en son adresinin
    bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
    (3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı
    yer mahkemesi yetkilidir.
    Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki
    Madde 14 – (1) Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de
    soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetki, 13 üncü maddenin birinci ve ikinci
    fıkralarına göre belirlenir.
    (2) Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine
    Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.
    (3) Bu gibi suçlarda şüpheli veya sanık Türkiye’de yakalanmamış, yerleşmemiş veya
    adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının
    başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir.
    (4) Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu
    görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.
    Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki
    Madde 15 – (1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya
    böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya
    bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.
    (2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları
    hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
    (3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen
    suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.
    (4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları
    dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye’de ilk uğradığı
    limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
    Bağlantılı suçlarda yetki
    Madde 16 – (1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde
    bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek
    görülebilir.
    (2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa,
    Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak
    uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
    (3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli
    mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine
    karar verir.
    (4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.
    Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık
    Madde 17 – (1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki
    uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.
    Yetkisizlik iddiası
    Madde 18 – (1) Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada
    sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde
    inceleme raporunun okunmasından önce bildirir.
    (2) Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan
    önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında,
    duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik
    iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re’sen karar veremez.
    (3) Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
    Davanın nakli ve duruşmanın başka yerde yapılması1
    Madde 19 – (1) Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini
    yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde
    bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.
    (2) Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması
    kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.
    (3) (Ek: 24/11/2016-6763/21 md.) Mahkeme, fiili sebepler veya güvenlik gerekçesiyle
    duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına karar verebilir. Bu karara karşı itiraz
    yolu açıktır.
    1 Bu madde başlığı “Davanın nakli” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 21 inci
    maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
    Yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri
    Madde 20 – (1) Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece
    yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.
    Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işlemler
    Madde 21 – (1) Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca
    bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.
    BEŞİNCİ BÖLÜM
    Hâkimin Davaya Bakamaması ve Reddi
    Hâkimin davaya bakamayacağı hâller
    Madde 22 – (1) Hâkim;
    a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,
    b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya
    kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
    c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan
    biri ise,
    d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
    e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
    f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece
    dahil kayın hısımlığı varsa,
    g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği
    veya mağdur vekilliği yapmışsa,
    h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,
    Hâkimlik görevini yapamaz.
    Yargılamaya katılamayacak hâkim
    Madde 23 – (1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu
    hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.
    (2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde
    görev yapamaz.
    (3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı
    işte görev alamaz.
    Hâkimin reddi sebepleri ve ret isteminde bulunabilecekler
    Madde 24 – (1) Hâkimin davaya bakamayacağı hâllerde reddi istenebileceği gibi,
    tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.
    (2) Cumhuriyet savcısı; şüpheli, sanık veya bunların müdafii; katılan veya vekili,
    hâkimin reddi isteminde bulunabilirler.
    (3) Bunlardan herhangi biri istediği takdirde, karar veya hükme katılacak hâkimlerin
    isimleri kendisine bildirilir.
    Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hâkimin reddi isteminin süresi
    Madde 25 – (1) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hâkimin
    reddi, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusu başlayıncaya; duruşmalı işlerde bölge
    adliye mahkemelerinde inceleme raporu ve Yargıtayda görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi
    tarafından yazılmış olan rapor üyelere açıklanıncaya kadar istenebilir. Diğer hâllerde,
    inceleme başlayıncaya kadar hâkimin reddi istenebilir.
    (2) Sonradan ortaya çıkan veya öğrenilen sebeplerle duruşma veya inceleme bitinceye
    kadar da hâkimin reddi istenebilir. Ancak bu istemin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren
    yedi gün içinde yapılması şarttır.
    Ret isteminin usulü
    Madde 26 – (1) Hâkimin reddi, mensup olduğu mahkemeye verilecek dilekçeyle veya
    bu hususta zabıt kâtibine bir tutanak düzenlenmesi için başvurulması suretiyle yapılır.
    (2) Ret isteminde bulunan, öğrendiği ret sebeplerinin tümünü bir defada açıklamak ve
    süresi içinde olguları ile birlikte ortaya koymakla yükümlüdür.
    (3) Reddi istenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirir.
    Hâkimin reddi istemine karar verecek mahkeme
    Madde 27 – (1) Hâkimin reddi istemine mensup olduğu mahkemece karar verilir.
    Ancak, reddi istenen hâkim müzakereye katılamaz. Bu nedenle mahkeme teşekkül edemezse
    bu hususta karar verilmesi;
    a) Reddi istenen hâkim asliye ceza mahkemesine mensup ise bu mahkemenin yargı
    çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesine,
    b) Reddi istenen hâkim ağır ceza mahkemesine mensup ise o yerde ağır ceza
    mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen
    daireye, son numaralı daire için (1) numaralı daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek
    dairesi bulunması hâlinde ise, en yakın ağır ceza mahkemesine,
    Aittir.
    (2) Ret istemi sulh ceza hâkimine karşı ise, yargı çevresi içinde bulunduğu asliye ceza
    mahkemesi ve tek hâkime karşı ise, yargı çevresi içerisinde bulunan ağır ceza mahkemesi
    karar verir.
    (3) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin başkan ve üyelerinin reddi istemi,
    reddedilen başkan ve üye katılmaksızın görevli olduğu dairece incelenerek karara bağlanır.
    (4) Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme
    görevlendirilir.
    Ret istemi üzerine verilecek kararlar ve başvurulacak kanun yolları
    Madde 28 – (1) Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir; kabul edilmemesine
    ilişkin kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz üzerine verilen ret kararı hükümle birlikte
    incelenir.
    Reddi istenen hâkimin yapabileceği işlemler
    Madde 29 – (1) Reddi istenen hâkim, ret hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız
    gecikmesinde sakınca olan işlemleri yapar.
    (2) Ancak, hâkimin oturum sırasında reddedilmesi hâlinde, bu konuda bir karar
    verilebilmesi için oturuma ara vermek gerekse bile ara vermeksizin devam olunur. Şu kadar
    ki, 216 ncı madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve ret
    konusunda bir karar verilmeden reddedilen hâkim tarafından veya onun katılımıyla bir
    sonraki oturuma başlanamaz.
    (3) Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl
    nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.
    Hâkimin çekinmesi ve inceleme mercii
    Madde 30 – (1) Hâkim, yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde;
    merci, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir.
    (2) Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci
    çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya
    bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.
    (3) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yapılan işler hakkında 29 uncu madde
    hükmü uygulanır.
    Ret isteminin geri çevrilmesi
    Madde 31 – (1) Mahkeme, kovuşturma evresinde ileri sürülen hâkimin reddi istemini
    aşağıdaki durumlarda geri çevirir:
    a) Ret istemi süresinde yapılmamışsa.
    b) Ret sebebi ve delili gösterilmemişse.
    c) Ret isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
    (2) Bu hâllerde ret istemi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye
    katılmasıyla, tek hâkimli mahkemelerde de reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.
    (3) Bu konudaki kararlara karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
    Zabıt kâtibinin reddi veya çekinmesi
    Madde 32 – (1) Bu Bölümde yazılı hükümler zabıt kâtipleri hakkında da uygulanır.
    (2) Zabıt kâtibinin reddi veya kendisinin reddini gerektiren sebepleri bildirerek
    görevden çekinmesi hâlinde gereken karar, yanında çalıştığı mahkeme başkanı veya hâkim
    tarafından verilir.
    (3) Aynı işte zabıt kâtibinin hâkim ile birlikte reddi istemi hakkında veya
    çekinmelerine karar verecek merci, hâkime göre belirlenir.
    İKİNCİ KISIM
    Kararlar, Açıklanması ve Tebliği, Süreler ve Eski Hâle Getirme
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Kararlar, Açıklanması ve Tebliği
    Kararların verilmesi usulü
    Madde 33 – (1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır
    bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet
    savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir.
    Kararların gerekçeli olması
    Madde 34 – (1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli
    olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların
    örneklerinde karşı oylar da gösterilir.
    (2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.
    Kararların açıklanması ve tebliği
    Madde 35 – (1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse
    kararın bir örneği de verilir.
    (2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek
    hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.2
    (3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine
    okunup anlatılır.
    Tebligat ve yazışma usulü
    Madde 36 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya
    özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar.
    (2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
    Tebligat usulleri
    Madde 37 – (1) Tebligat, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak
    koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılır.
    2 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle; bu fıkrada geçen “hukuken geçerli
    mazerete dayanarak” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve “bulanamayan” ibaresi “bulunamayan”
    olarak değiştirilmiştir.
    (2) Uluslararası andlaşmalar, yazılı belgelerin doğrudan doğruya postayla veya diğer
    iletişim araçlarıyla gönderilmesini kabul ettiğinde; yurt dışına yapılan tebligat, iadeli
    taahhütlü posta veya diğer iletişim araçları ile gerçekleştirilir.
    Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat
    Madde 38 – (1) Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın
    aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet
    Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.
    Elektronik işlemler
    Madde 38/A – (Ek: 2/7/2012-6352/95 md.)
    (1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)
    kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir,
    kaydedilir ve saklanır.
    (2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik
    imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.
    (3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve
    karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile
    imzalanabilir.
    (4) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara
    elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya
    kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere
    gönderilmez.
    (5) Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta
    kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.
    (6) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile
    kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz.
    (7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili kişilerce
    taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir.
    (8) Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya
    belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen
    yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
    (9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
    (10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı gibi dış bilişim
    sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça
    ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler
    ayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamda gönderilmez.
    (11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet
    Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Süreler ve Eski Hâle Getirme
    Sürelerin hesaplanması
    Madde 39 – (1) Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye
    başlar.
    (2) Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim
    itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.
    (3) Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla
    karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı
    olan gün yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer.
    (4) Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.
    Eski hâle getirme
    Madde 40 – (1) Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme
    isteminde bulunabilir.
    (2) Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.
    Eski hâle getirme dilekçesi
    Madde 41 – (1) Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren iki hafta
    içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir.3
    (2) Dilekçe sahibi, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları, varsa
    belgelerini de ekleyerek açıklar. Dilekçe verildiği anda usule ilişkin yapılamayan işlemler de
    yerine getirilir.
    Eski hâle getirme dilekçesi üzerine verilecek karar
    Madde 42 – (1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme
    hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir.
    (2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine ilişkin karara
    karşı itiraz yoluna gidilebilir.
    (3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak,
    mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.
    ÜÇÜNCÜ KISIM
    Tanıklık, Bilirkişi İncelemesi ve Keşif
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Tanıklık
    Tanıkların çağrılması
    Madde 43 – (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin
    sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar
    3 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde
    değiştirilmiştir.
    yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar
    hakkındaki işlem uygulanır.
    (2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak
    suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
    (3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen
    tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
    (4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi
    halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.
    (5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
    önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
    Çağrıya uymayan tanıklar
    Madde 44 – (1) Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen
    tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının
    tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek
    sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır. (Ek cümle:8/7/2021-7331/11
    md.) Zorla getirme kararı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada
    bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de tanığa bildirilir.
    (2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı askerî makamlar
    aracılığıyla infaz olunur.
    Tanıklıktan çekinme
    Madde 45 – (1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:
    a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
    b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
    c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya
    altsoyu.
    d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın
    hısımları.
    e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
    (2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin
    önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak
    dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda
    karar veremez.
    (3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan
    çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
    Meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinme
    Madde 46 – (1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler
    ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:
    a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya
    yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
    b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün
    tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları
    hakkında öğrendikleri bilgiler.
    c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet
    verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
    (2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler, ilgilinin
    rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.
    Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklık
    Madde 47 – (1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı
    gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine
    zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler,
    Devlet sırrı sayılır.
    (2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece
    mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya
    mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa
    kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.
    (3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla
    ilgili olarak uygulanır.
    (4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye
    bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.
    Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme
    Madde 48 – (1) Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen
    kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten
    çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
    Tanıklıktan çekinme sebebinin bildirilmesi
    Madde 49 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından
    gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci maddelerde gösterilen hâllerde tanık, tanıklıktan
    çekinmesinin dayanağını oluşturan olguları bildirir ve bu hususta gerektiğinde kendisine
    yemin verdirilir.
    Yemin verilmeyen tanıklar
    Madde 50 – (1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
    a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.
    b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini
    kavrayamayanlar.
    c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle
    suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli,
    sanık veya hükümlü olanlar.
    Tanıklıktan çekinebilecek kimsenin çekinmemesi
    Madde 51 – (1) 45 inci madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip
    vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten
    çekinebilir. Bu hususun kendisine bildirilmesi gereklidir.
    Tanıkların dinlenmesi
    Madde 52 – (1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.
    (2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya
    kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.
    (3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak;
    a) Mağdur çocukların,
    b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya
    çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin,
    Tanıklığında bu kayıt zorunludur.
    (4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtları,
    sadece ceza muhakemesinde kullanılır.
    Tanığa görevinin önemini anlatma
    Madde 53 – (1) Tanığa;
    a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi,
    b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı,
    c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği,
    d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu
    terk edemeyeceği,
    Anlatılır.
    Tanıklara yemin verilmesi
    Madde 54 – (1) Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya
    bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin,
    tanıklığından sonraya bırakılabilir.
    (2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler.
    Yeminin biçimi
    Madde 55 – (1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce “Bildiğimi dosdoğru
    söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.” ve 54 üncü maddeye göre
    tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde “Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım
    üzerine yemin ederim.” biçiminde olur.
    (2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.
    Yeminin yerine getirilmesi, sağır veya dilsizin yemini
    Madde 56 – (1) Tanık, yüksek sesle tekrar ederek veya okuyarak yemin eder.
    (2) Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler yemin biçimini yazarak ve imzalarını
    koyarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler işaretlerinden anlayan
    bir tercüman aracılığıyla ve işaretle yemin ederler.
    Tanığın tekrar dinlenmesi
    Madde 57 – (1) Yemin ile dinlenen tanığın aynı soruşturma veya kovuşturma
    evresinde tekrar dinlenmesi gerektiğinde, yeniden yemin verilmeyip önceki yemini
    hatırlatılmakla yetinilebilir.
    Tanığa ilk önce sorulacak hususlar ve tanığın korunması
    Madde 58 – (1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya
    geçici olarak oturduğu yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne
    dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hâkimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli,
    sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.
    (2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya
    yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli
    önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile
    öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait kişisel
    bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından muhafaza edilir.
    (3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu
    tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike
    oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir.
    Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır.
    (4) Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı tutulması veya
    güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler, ilgili kanunda düzenlenir.
    (5) İkinci, üçüncü ve dördüncü fıkra hükümleri, ancak bir örgütün faaliyeti
    çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
    Tanığa söylenecek şeyler ve sorulacak sorular
    Madde 59 – (1) Tanık, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili
    olarak mahkeme başkanı veya hâkim tarafından, kendisine bilgi verilir; hazır olan sanık,
    tanığa gösterilir. Sanık hazır değilse kimliği açıklanır. Tanıktan, tanıklık edeceği konulara
    ilişkin bildiklerini söylemesi istenir ve tanıklık ederken sözü kesilmez.
    (2) Tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı
    durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebilir.
    Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz çekinme
    Madde 60 – (1) Yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık
    hakkında, bundan doğan giderlere hükmedilmekle beraber, yemininin veya tanıklığının
    gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek
    üzere disiplin hapsi verilebilir. Kişi, tanıklığa ilişkin yükümlülüğüne uygun davranması
    halinde, derhâl serbest bırakılır.
    (2) Bu tedbirleri almaya naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme ile soruşturma
    evresinde sulh ceza hâkimi yetkilidir.
    (3) Davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki süreler suçun
    türüne göre tümüyle uygulandıktan sonra o dava veya aynı işe ilişkin diğer davada tekrar
    edilmez.
    (4) Disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir.
    Tanığa verilecek tazminat ve giderler4
    Madde 61 – (1) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından
    çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre kaybettiği zaman ile
    orantılı bir tazminat verilir. Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa, yol
    giderleriyle tanıklığa çağrıldığı yerdeki ikamet ve beslenme giderleri de karşılanır.
    (2) Birinci fıkra hükmüne istinaden ödenmesi gereken tazminat ve giderler, hiçbir
    vergi, resim ve harç alınmaksızın, ödenir.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Bilirkişi İncelemesi
    Bilirkişilere uygulanacak hükümler
    Madde 62 – (1) Tanıklara ilişkin hükümlerden aşağıdaki maddelere aykırı olmayanlar
    bilirkişiler hakkında da uygulanır.
    Bilirkişinin atanması
    Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde
    bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re’sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin,
    şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir.
    (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik
    mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye
    başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk
    4 Bu maddede yer alan tazminat miktarlarının 1/1/2024 tarihinden itibaren uygulanması ile ilgili
    olarak, 28/12/2023 tarihli ve 32413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2024 yılı Tanıklık Ücret
    Tarifesine bakınız.
    alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak
    görevlendirilemez.
    (2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması,
    hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde
    de aynı biçimde karar verilir.
    (3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri
    kullanabilir.
    Bilirkişi olarak atanabilecekler
    Madde 64 – (1) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bilirkişiler, bölge adliye
    mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından
    hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak, kendi bölge listesinde ilgili
    uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen, diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme
    yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme
    yapılabilir.
    (2) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine
    başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının
    listelerinden, burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin
    (d), (e) ve (f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin
    dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge
    kuruluna bildirilir.5
    (3) Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler öncelikle atanırlar.
    Ancak kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak
    atanamazlar.
    (4) (Mülga: 3/11/2016-6754/43 md.)
    (5) Listelere kaydedilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer il adlî
    yargı adalet komisyonu huzurunda “Görevimi adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun
    olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.”
    sözlerini tekrarlayarak yemin ederler. Bu bilirkişilere görevlendirildikleri her işte yeniden
    yemin verilmez.6
    (6) Listelerde yer almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde kendilerini atamış olan
    merci huzurunda yukarıdaki fıkrada öngörülen biçimde yemin ederler. Yeminin yapıldığına
    ilişkin tutanak hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.
    (7) Engel bulunan hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir ve metni dosyaya konulur.
    5
    15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 140 ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(ç), (d) ve (e)”
    ibaresi “(d), (e) ve (f)” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı
    Kanunun 135 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    6
    3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bilirkişiler,”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer” ibaresi eklenmiştir.
    Ancak bu hâle ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi zorunludur.
    Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü
    Madde 65 – (1) Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik görevini kabul
    etmekle yükümlüdürler:
    a) Resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve 64 üncü maddede belirtilen
    listelerde yer almış bulunanlar.
    b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler.
    c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.
    Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi
    Madde 66 – (1) Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin kararda, cevaplandırılması
    uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorularla inceleme konusu ve görevin yerine
    getirileceği süre belirtilir. Bu süre, işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Özel sebepler zorunlu
    kıldığında bu süre, bilirkişinin istemi üzerine, kendisini atayan merciin gerekçeli kararıyla en
    çok üç ay daha uzatılabilir.
    (2) Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir. Bu
    durumda bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayan bir rapor sunar ve görevi sebebiyle
    kendisine teslim edilmiş olan eşya ve belgeleri hemen geri verir. (Değişik son cümle :
    3/11/2016-6754/44 md.) Ayrıca, hukukî ve cezaî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı
    kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar
    verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge
    kurulundan istenir.
    (3) Bilirkişi, görevini, kendisini atamış olan merci ile ilişki içinde yerine getirir,
    gerektiğinde bu mercie incelemelerindeki gelişmeler hakkında bilgi verir, yararlı görülecek
    tedbirlerin alınmasını isteyebilir.
    (4) Bilirkişi, görevini yerine getirmek amacıyla bilgi edinmek için şüpheli veya sanık
    dışındaki kimselerin de bilgilerine başvurabilir. Bilirkişi, uzmanlık alanına girmeyen bir sorun
    bakımından aydınlatılmasını isteyecek olursa; hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı,
    nitelikli ve konusunda bilgisiyle tanınmış kişilerle bir araya gelmesine izin verebilir. Bu
    şekilde çağrılan kişiler yemin eder ve verecekleri raporlar, bilirkişi raporunun tamamlayıcı bir
    bölümü olarak dosyaya konulur.
    (5) İlgililer de merciinden, incelemeler yapılırken bilirkişiye teknik nitelikte bilgiler
    verebilecek olan ve ismen belirleyecekleri kişileri dinlemeleri veya bazı araştırmaların
    yapılması hususlarında karar verilmesini isteyebilir.
    (6) Gerekli olması halinde, bilirkişi, mağdur, şüpheli veya sanığa mahkeme başkanı,
    hâkim veya Cumhuriyet savcısı aracılığı ile soru sorabilir. Ancak, mahkeme başkanı, hâkim
    veya Cumhuriyet savcısı, bilirkişinin doğrudan soru sormasına da izin verebilir. Muayene ile
    görevlendirilen hekim bilirkişi, görevini yerine getirirken zorunlu saydığı soruları, hâkim,
    Cumhuriyet savcısı ve müdafi bulunmadan da mağdur, şüpheli veya sanığa doğrudan doğruya
    yöneltebilir.
    (7) Bilirkişiye inceleyeceği şeyler mühür altında verilmeden önce bunların listesi ve
    sayımı yapılır. Bu hususlar bir tutanakla belirlenir. Bilirkişi, mühürlerin açılmasını ve yeniden
    konulmasını yine tutanakla belirtmek ve bir liste düzenlemekle yükümlüdür.
    Bilirkişi raporu, uzman mütalaası
    Madde 67 – (1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı
    sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek,
    imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya
    gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.
    (2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya bunların ortak
    sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.
    (3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları
    sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama
    yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde
    bulunamaz.
    (4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet
    savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye
    doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.
    (5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya
    itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına,
    katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu
    kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.
    (6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî
    temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında
    değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa
    alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.
    Duruşmada bilirkişinin açıklaması
    Madde 68 – (1) Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar
    verebileceği gibi, ilgililerden birinin istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere
    duruşmaya çağırabilir.
    (2) Yaptıkları açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hâkim, çekilmelerine izin
    vermedikçe, bilirkişiler duruşma salonunda kalırlar; ancak salona teker teker alınıp
    birbirinden ayrı olarak dinlenmeleri zorunlu değildir.
    (3) Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya
    kanunî temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi
    hususunda da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.
    Bilirkişinin reddi
    Madde 69 – (1) Hâkimin reddini gerektiren sebepler, bilirkişi hakkında da geçerlidir.
    (2) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî
    temsilci, ret hakkını kullanabilirler. Hâkim veya mahkeme tarafından atanan bilirkişinin adı
    ve soyadı, engel sebepler olmadıkça ret hakkına sahip olanlara bildirilir.
    (3) Ret istemini davayı görmekte olan hâkim veya mahkeme inceler. Soruşturma
    evresinde, Cumhuriyet savcısınca kabul edilmeyen ret istemi sulh ceza hâkimince incelenir.
    Reddi isteyen kişi, bunun nedenini, dayandığı olguları göstererek açıklamakla yükümlüdür.
    Bilirkişilikten çekinme, bilirkişi olarak dinlenemeyenler
    Madde 70 – (1) Tanıklıktan çekinmeyi gerektirecek sebepler bilirkişiler hakkında da
    geçerlidir. Bilirkişi, geçerli diğer sebeplerle de görüş bildirmekten çekinebilir.
    Görevini yapmayan bilirkişi hakkındaki işlem
    Madde 71 – (1) Usulünce çağrıldığı hâlde gelmeyen veya gelip de yeminden, oy ve
    görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında 60 ıncı maddenin birinci fıkrası hükmü
    uygulanır ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir.
    7
    Bilirkişi gider ve ücreti
    Madde 72 – (Değişik: 3/11/2016-6754/47 md.)
    (1) Bilirkişiye sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme,
    ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan
    ve her yıl güncellenen tarife esas alınır.
    Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemeler
    Madde 73 – (1) Para ve Devlet tarafından çıkarılan tahvil ve Hazine bonosu gibi
    değerler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarında, elkonulan para ve değerlerin hepsi, bunların
    asıllarını tedavüle çıkaran kurumların merkez veya taşra birimlerine incelettirilir.
    (2) Yabancı devletlerin paraları ve değerleri hakkında da, yetkili Türk makamlarının
    görüşlerinin alınmasına karar verilir.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Gözlem Altına Alınma, Muayene, Keşif ve Otopsi
    Gözlem altına alınma
    Madde 74 – (1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın
    akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun,
    kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine,
    7
    3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 46 ncı maddesiyle, bu fıkraya “uygulanır” ibaresinden sonra
    gelmek üzere “ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir” ibaresi eklenmiştir.
    Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem
    altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme
    tarafından karar verilebilir.
    (2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro
    tarafından bir müdafi görevlendirilir.
    (3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık
    kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir;
    ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.
    (4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine
    getirilmesini durdurur.
    (5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın
    durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.
    Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması
    Madde 75 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/2 md.)
    (1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden
    muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük,
    tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re’sen
    hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından
    karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin
    onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan
    kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
    (2) İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler
    alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.
    (3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması,
    ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.
    (4) Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.
    (5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç
    beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük,
    tırnak gibi örnekler alınamaz.
    (6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.
    (7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler
    saklıdır.
    Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması8
    Madde 76 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/3 md.)
    (1) Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde dış veya iç
    8 Bu madde başlığı “Diğer kişilerin beden muayenesi “ iken, 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun
    3 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
    beden muayenesi yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç,
    tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek ve cerrahî bir
    müdahalede bulunmamak koşuluyla; Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re’sen hâkim veya
    mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar
    verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin
    onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan
    kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
    (2) Mağdurun rızasının varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için birinci fıkra
    hükmüne göre karar alınmasına gerek yoktur.
    (3) Çocuğun soy bağının araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu araştırmanın
    yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar alınması gerekir.
    (4) Tanıklıktan çekinme sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek alınmasından
    kaçınılabilir. Çocuk ve akıl hastasının çekinmesi konusunda kanunî temsilcisi karar verir.
    Çocuk veya akıl hastasının, tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda
    olması hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de şüpheli veya sanık ise bu konuda hâkim
    tarafından karar verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen deliller davanın ileri aşamalarında
    şüpheli veya sanık olmayan kanunî temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.
    (5) Bu madde gereğince verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.
    Kadının muayenesi
    Madde 77 – (1) Kadının muayenesi, istemi halinde ve olanaklar elverdiğinde bir kadın
    hekim tarafından yapılır.
    Moleküler genetik incelemeler
    Madde 78 – (1) 75 ve 76 ncı maddelerde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler
    üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup
    olmadığının tespiti için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir.
    Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır.
    (2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli
    olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu hâlde de
    uygulanır.
    Hâkimin kararı ve inceleme yapılması
    Madde 79 – (1) 78 inci madde uyarınca moleküler genetik incelemeler yapılmasına
    sadece hâkim karar verebilir. Kararda inceleme ile görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.
    (2) Yapılacak incelemeler için resmen atanan veya bilirkişilikle yükümlü olan ya da
    soruşturma veya kovuşturmayı yürüten makama mensup olmayan veya bu makamın soruşturma
    veya kovuşturmayı yürüten dairesinden teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı bir
    birimine mensup olan görevliler, bilirkişi olarak görevlendirilebilirler. Bu kişiler, teknik ve
    teşkilât bakımından uygun tedbirlerle yasak moleküler genetik incelemelerin yapılmasını ve
    yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini önlemekle yükümlüdürler. İncelenecek bulgu,
    bilirkişiye ilgilinin adı ve soyadı, adresi, doğum tarihi bildirilmeksizin verilir.
    Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği
    Madde 80 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/4 md.)
    (1) 75, 76 ve 78 inci madde hükümlerine göre alınan örnekler üzerinde yapılan
    inceleme sonuçları, kişisel veri niteliğinde olup, başka bir amaçla kullanılamaz; dosya
    içeriğini öğrenme yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir başkasına verilemez.
    (2) Bu bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın
    reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde
    Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek
    üzere tutanağa geçirilir.
    Fizik kimliğin tespiti
    Madde 81 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/5 md.)
    (1) Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli
    veya sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet savcısının emriyle
    fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve avuç içi izi, bedeninde yer almış olup teşhisini
    kolaylaştıracak diğer özellikleri ile sesi ve görüntüleri kayda alınarak, soruşturma ve
    kovuşturma işlemlerine ilişkin dosyaya konulur.
    (2) Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat
    veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde söz konusu kayıtlar
    Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus tutanağa geçirilir.
    Yönetmelik
    Madde 82 – (1) 75 ilâ 81 inci maddelerde öngörülen işlemlerin yapılması ile ilgili
    usuller yönetmelikte gösterilir.
    Keşif
    Madde 83 – (1) Keşif, hâkim veya mahkeme veya naip hâkim ya da istinabe olunan
    hâkim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı
    tarafından yapılır.
    (2) Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da
    elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır.
    Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler
    Madde 84 – (1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii
    ve vekili hazır bulunabilirler.
    (2) Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu
    yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bu tanık veya bilirkişinin
    dinlenmesinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
    (3) Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık
    etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir.
    (4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak
    koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.
    (5) Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu
    sayılan hâllerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.
    Yer gösterme
    Madde 85 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/6 md.)
    (1) Cumhuriyet savcısı, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş olan
    şüpheliye yer gösterme işlemi yaptırabilir. 250 nci maddenin birinci fıkrası kapsamına giren
    suçlar söz konusu olduğunda, adli kolluk amiri de yer gösterme işlemi yaptırmaya yetkilidir.
    (2) Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla, müdafi de yer gösterme işlemi sırasında
    hazır bulunabilir.
    (3) Yer gösterme işlemi, 169 uncu maddeye uygun olarak tutanağa bağlanır.
    Ölünün kimliğini belirleme ve adlî muayene
    Madde 86 – (1) Engelleyici sebepler olmadıkça ölü muayenesinden veya otopsiden
    önce ölünün kimliği her suretle ve özellikle kendisini tanıyanlara gösterilerek belirlenir ve
    elde edilmiş bir şüpheli veya sanık varsa, teşhis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.
    (2) Ölünün adlî muayenesinde tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedenini
    belirlemek için tüm bulgular saptanır.
    (3) Bu muayene, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek
    yapılır.
    Otopsi
    Madde 87 – (1) Otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adlî tıp, diğeri patoloji
    uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından
    yapılır. Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir.
    Zorunluluk bulunduğunda otopsi işlemi bir hekim tarafından da yapılabilir; bu durum otopsi
    raporunda açıkça belirtilir.
    (2) Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnın
    açılmasını gerektirir.
    (3) Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan tabibe, otopsi
    yapma görevi verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi sırasında hazır bulunması ve hastalığın
    seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir.
    (4) Gömülmüş bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan
    çıkarılabilir. Bu husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma
    evresinde mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını
    tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir.
    (5) Yukarıdaki fıkralarda sözü edilen işlemler yapılırken, cesedin görüntüleri kayda
    alınır.
    Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi
    Madde 88 – (1) Yeni doğanın cesedi üzerinde adlî muayene veya otopside, doğum
    sırasında veya doğumdan sonra yaşam bulgularının varlığı ve olağan süresinde doğup
    doğmadığı ve biyolojik olarak yaşamını rahim dışında sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup
    olmadığı veya yaşama yeteneği bulunup bulunmadığı saptanır.
    Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem
    Madde 89 – (1) Zehirlenme şüphesi olan hâllerde organlardan parça alınırken,
    görünen şekli ile organın tahribatı tanımlanır. Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli
    maddeler, görevlendirilen uzman tarafından incelenerek tahlil edilir.
    (2) Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, bu incelemenin, hekimin katılmasıyla veya
    onun yönetiminde yapılmasına karar verebilir.
    DÖRDÜNCÜ KISIM
    Koruma Tedbirleri
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Yakalama ve Gözaltı
    Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler
    Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama
    yapılabilir:
    a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.
    b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya
    hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.
    (2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren
    ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl
    başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
    (3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya
    akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara
    karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.
    (4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını,
    kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan
    kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.
    (5) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa teslim
    edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet
    savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.
    (6) Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin
    çıkarılma amacının ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı
    tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.
    Gözaltı
    Madde 91 – (1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca
    bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir.
    (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın
    hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren
    yirmidört saati geçemez.(Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine en yakın
    hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.
    (2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir
    suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.9
    (3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli
    sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü
    geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin
    uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.
    (4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.)10 Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi
    hakkında aşağıdaki bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri
    tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi
    şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen
    suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir. Gözaltına alma nedeninin
    ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç
    yukarıda belirtilen sürelerin sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi
    verilerek talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki fıkralara
    göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda dört gün
    içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler
    hakkında da gözaltına ilişkin hükümler uygulanır.
    a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.
    b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
  4. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),
  5. Kasten yaralama (madde 86, 87),
  6. Cinsel saldırı (madde 102),
  7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  8. Hırsızlık (madde 141, 142),
  9. Yağma (madde 148, 149),
  10. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  11. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),
  12. Fuhuş (madde 227),
    9
    21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “işlediğini
    düşündürebilecek emarelerin” ibaresi “işlediği şüphesini gösteren somut delillerin” şeklinde
    değiştirilmiştir.
    10
    27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu maddenin üçüncü fıkrasından
    sonra gelmek üzere dördüncü fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
  13. Kötü muamele (madde 232),
    c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlar.
    d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33
    üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.
    e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan edilen sokağa
    çıkma yasağını ihlal etme.
    f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü
    maddesinde belirtilen suçlar.
    (5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin
    Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi
    ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh
    ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve
    nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma
    veya gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da
    yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına
    karar verilir.
    (6) Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan
    kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve
    Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
    (7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi
    önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
    Gözaltı işlemlerinin denetimi
    Madde 92 – (1) Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet
    savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak, gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları
    nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden
    ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunu
    Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler.
    Yakalanan veya tutuklanan kişilerin nakli
    Madde 93 – (1) Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen
    kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri
    bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.
    Yakalanan kişinin mahkemeye götürülmesi
    Madde 94 – (Değişik:21/2/2014 – 6526/7 md.)
    (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya
    kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya
    mahkeme önüne çıkarılır.
    (2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne
    çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değil ise en yakın
    adliyede kurulu sesli ve görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim
    veya mahkeme tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır.
    (3) (Ek:8/7/2021-7331/12 md.) İfadesi alınmak amacıyla düzenlenen yakalama emri
    üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen tarihte yargı mercii önünde hazır
    bulunmayı taahhüt eden kişinin serbest bırakılması, Cumhuriyet savcısı tarafından
    emredilebilir. Bu hüküm her yakalama emri için ancak bir kez uygulanabilir. Taahhüdünü
    yerine getirmeyen kişiye, yakalama emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından
    bin Türk lirası idari para cezası verilir.
    Yakalanan veya gözaltına alınanın durumunun yakınlarına bildirilmesi
    Madde 95 – (1) Şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı
    süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye
    gecikmeksizin haber verilir.
    (2) Yakalanan veya gözaltına alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması
    halinde, durumu, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
    Yakalamanın ilgililere bildirilmesi
    Madde 96 – (1) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olan suç hakkında 90 ıncı
    maddenin üçüncü fıkrasına göre şikâyetten önce şüpheli yakalanmış olursa şikâyete yetkili
    olan kimseye ve bunlar birden fazla ise hiç olmazsa birine yakalama bildirilir.
    Yakalama tutanağı
    Madde 97 – (1) Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. Bu tutanağa yakalananın,
    hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı
    kimlerin yaptığı, hangi kolluk mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı
    açıkça yazılır.
    Yakalama emri ve nedenleri
    Madde 98 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/10 md.) Soruşturma evresinde çağrı
    üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi
    üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin
    reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.
    (2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da
    tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet
    savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.
    (3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya
    Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.
    (4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile
    yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir.
    Yönetmelik
    Madde 99 – (1) Gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethanelerin maddî
    koşulları, bu kişinin hangi görevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl
    yapılacağı, gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına alınmanın
    başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanakların tutulacağı ve gözaltına alınan
    kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin
    yürütülmesinde uyulacak kurallar, yönetmelikte gösterilir.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Tutuklama
    Tutuklama nedenleri
    Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir
    tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı
    verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması
    halinde, tutuklama kararı verilemez.11
    (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
    a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut
    olgular varsa.
    b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
  14. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
  15. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
    Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
    (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe
    sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:12
    a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;13
  16. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
  17. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)14 Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
  18. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
    4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f)
    11 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “olguların” ibaresi
    “somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.
    12 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu fıkraya “hususunda” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiştir.
    13 Bu bende 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, (2) ve (5) numaralı alt
    bentlerinden sonra gelmek üzere, sırasıyla (3) ve (7) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt bent
    numaraları buna göre teselsül ettirilmiştir.
    14 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle, (1) numaralı alt bentten sonra gelmek
    üzere (2) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),15
  19. İşkence (madde 94, 95)
  20. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
  21. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
    8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
  22. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  23. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
  24. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
  25. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311,
    312, 313, 314, 315),
    b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
    Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
    c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4)
    numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
    d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve
    hapis cezasını gerektiren suçlar.
    e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun
    68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
    f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve
    beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
    g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri
    Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
    h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele
    Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.
    i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu.
    j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele
    karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu.
    k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim
    kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine
    yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber
    danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici
    olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel
    öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
    kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle
    işlenen kasten yaralama suçu.
    (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda
    15 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “Silahla işlenmiş
    kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e)” ibaresi “Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e
    ve f)” şeklinde değiştirilmiştir.
    veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst
    sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.16
    Tutuklama kararı
    Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet
    savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın
    tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir. Bu
    istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını
    belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
    (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu
    husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
    a) Kuvvetli suç şüphesini,
    b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
    c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
    d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını,
    gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği
    şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine
    verilir ve bu husus kararda belirtilir.
    (3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro
    tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
    (4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.
    (5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.
    Tutuklulukta geçecek süre
    Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza mahkemesinin
    görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde
    gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
    (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır.
    Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı,
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı
    ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle
    Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.17
    (3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya
    16 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “veya” ibaresi
    “suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere” şeklinde
    değiştirilmiştir.
    17 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 141 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “üç yılı”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım
    Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713
    sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu
    hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 136 ncı maddesiyle aynen kabul edilerek
    kanunlaşmıştır.
    sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
    (4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza
    mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine
    giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
    Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar,
    Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından
    bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
    (5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili
    işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını
    doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.
    Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi
    Madde 103 – (1) Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest
    bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve
    müdafii de aynı istemde bulunabilirler. (Mülga üçüncü cümle: 25/5/2005 – 5353/12 md.)
    (2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık
    gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer
    olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.
    Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri
    Madde 104 – (1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya
    sanık salıverilmesini isteyebilir.
    (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya
    mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.18
    (3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi
    hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel
    Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re’sen de verilebilir.
    Usul
    Madde 105 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/13 md.)
    (1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet
    savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne,
    reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.)
    103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak
    üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır.
    (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı,
    şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.
    18 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 93 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “Ret kararına”
    ibaresi “Bu kararlara” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı
    Kanunun 88 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    Salıverilenin yükümlülükleri
    Madde 106 – (1) Salıverilmeden önce şüpheli veya sanık, yetkili yargı merciine veya
    tutukevinin müdürüne adresini ve varsa telefon numarasını bildirmekle yükümlüdür.
    (2) Şüpheli veya sanığa soruşturmanın veya kovuşturmanın sona erdirileceği tarihe
    kadar, yeniden beyanda bulunmak suretiyle veya iadeli taahhütlü mektupla önceden verdiği
    adreslerdeki her türlü değişiklikleri bildirmesi ihtar olunur; ayrıca, ihtara uygun hareket
    etmediğinde, önceden bildirdiği adrese tebligatın yapılacağı bildirilir. Bu ihtarların yapıldığını
    belirten ve yeni adresleri içeren tutanak veya tutukevi müdürünün düzenleyeceği belgenin aslı
    veya örneği yargı merciine gönderilir.
    Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi
    Madde 107 – (1) Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan
    tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.
    (2) Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun
    tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir.
    (3) Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı
    çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
    Tutukluluğun incelenmesi
    Madde 108 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde
    ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip
    gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından
    100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek
    suretiyle karar verilir.19
    (2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde
    şüpheli tarafından da istenebilir.
    (3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının
    gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya
    da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re’sen karar verir.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Adlî Kontrol
    Adlî kontrol
    Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen
    soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin
    tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
    19 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bulundurularak”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle” ibaresi eklenmiştir.
    (2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler
    uygulanabilir.
    (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi
    tutulmasını içerir:
    a) Yurt dışına çıkamamak.
    b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak
    başvurmak.
    c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî
    uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
    d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme,
    makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
    e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından
    arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve
    bunları kabul etmek.
    f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya
    birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce
    belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
    g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları
    makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
    h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi
    belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel
    güvenceye bağlamak.
    i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye
    mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
    j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
    k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
    l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
    (4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)20 (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden
    Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle
    ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275
    sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü
    fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay
    geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar
    verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya
    temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle
    hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
    (5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında
    şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
    20 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere
    (4) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
    (6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan
    mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde
    uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk
    etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate
    alınır.21
    (7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması
    nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.22
    Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler
    Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı
    ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.
    (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir
    veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan
    yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan
    bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
    (3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli
    görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her
    aşamasında uygulanır.23
    (4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün
    devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde
    Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen
    mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.
    Adli kontrol altında geçecek süre
    MADDE 110/A – (Ek:8/7/2021-7331/17 md.)
    (1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki
    yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
    (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu
    süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza
    Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde
    tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez.
    (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında
    uygulanır.
    Adlî kontrol kararının kaldırılması
    Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının
    21 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “(e) bendinde”
    ibaresi “(e) ve (j) bentlerinde” şeklinde değiştirilmiştir.
    22
    2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 98 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “birinci fıkradaki
    süre koşulu aranmaksızın” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
    23 7331 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “bu madde hükümleri,” ibaresi “bu
    maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
    görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş
    gün içinde karar verebilir.
    (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.
    Tedbirlere uymama
    Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya
    sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii
    hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet
    hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş
    olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de
    tutuklama kararı verebilir.
    (2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin
    dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu
    durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer
    işlerde iki aydan fazla olamaz.
    Güvence
    Madde 113 – (1) Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı
    hususların yerine getirilmesini sağlar:
    a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına
    alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.
    b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:
  26. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle
    getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa
    nafaka borçları.
  27. Kamusal giderler.
  28. Para cezaları.
    (2) Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin
    karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.
    Önceden ödetme
    Madde 114 – (1) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanığın
    rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin bulunan
    kısımlarının, istedikleri takdirde, mağdura veya nafaka alacaklılarına verilmesini emredebilir.
    (2) Soruşturma ve kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle, mağdur veya
    nafaka alacaklısı lehinde bir yargı kararı verilmiş ise, şüpheli veya sanığın rızası olmasa da
    ödemenin yapılması emredilebilir.
    Güvencenin geri verilmesi
    Madde 115 – (1) Hükümlü, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı
    bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise güvencenin 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)
    bendini karşılayan ve aynı maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı
    kendisine geri verilir.
    (2) Güvencenin, suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı,
    kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararları verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri
    verilir. Aksi hâlde, geçerli mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir yazılır.
    (3) Hükümlülük hâlinde güvence 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde
    yer alan hükümlere göre kullanılır, fazlası geri verilir.
    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    Arama ve Elkoyma
    Şüpheli veya sanıkla ilgili arama
    Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda
    makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer
    yerler aranabilir.24
    Diğer kişilerle ilgili arama
    Madde 117 – (1) Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde
    edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler
    aranabilir.
    (2) Bu hâllerde aramanın yapılması, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen
    yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlıdır.
    (3) Bu sınırlama, şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile, izlendiği sırada girdiği
    yerler hakkında geçerli değildir.
    Gece yapılacak arama
    Madde 118 – (1) Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama
    yapılamaz.
    (2) Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına
    alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla
    yapılan aramalarda, birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
    Arama kararı
    Madde 119 – (1) (Değişik : 25/5/2005 – 5353/15 md.) Hâkim kararı üzerine veya
    24 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “makul” ibaresi
    “somut delillere dayalı kuvvetli” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı
    Kanunun 40 ıncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “somut delillere dayalı kuvvetli” ibaresi “makul”
    şeklinde değiştirilmiştir.
    gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına
    ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler.
    Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya
    gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir.
    Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal
    bildirilir.
    (2) Arama karar veya emrinde;
    a) Aramanın nedenini oluşturan fiil,
    b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,
    c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi,
    Açıkça gösterilir.
    (3) Arama tutanağına işlemi yapanların açık kimlikleri yazılır. (Mülga ikinci cümle:
    25/5/2005 – 5353/15 md.)
    (4) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama
    yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
    (5) (Değişik: 25/7/2018-7145/14 md.) Askerî mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet
    savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından yerine
    getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de askerî
    makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından arama yapılabilir.
    Aramada hazır bulunabilecekler
    Madde 120 – (1) Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır
    bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri
    veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur.
    (2) 117 nci maddenin birinci fıkrasında gösterilen hâllerde zilyet ve bulunmazsa yerine
    çağrılacak kişiye, aramaya başlamadan önce aramanın amacı hakkında bilgi verilir.
    (3) Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
    Arama sonunda verilecek belge
    Madde 121 – (1) Aramanın sonunda hakkında arama işlemi uygulanan kimseye istemi
    üzerine aramanın 116 ve 117 nci maddelere göre yapıldığını ve 116 ncı maddede gösterilen
    durumda soruşturma veya kovuşturma konusu fiilin niteliğini belirten bir belge ve istemi
    üzerine elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defter ve eğer şüpheyi
    haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu belirten bir belge verilir.
    (2) Birinci fıkrada belirtilen belgelerde, hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin,
    elkonulan eşyanın mülkiyetine ilişkin görüş ve iddialarına da yer verilir.
    (3) Koruma altına alınan veya elkonulan eşyanın tam bir defteri yapılır ve bu eşya
    resmî mühürle mühürlenir veya bir işaret konulur.
    Belge veya kâğıtları inceleme yetkisi
    Madde 122 – (1) Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge veya kâğıtlarını
    inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir.
    (2) Belge ve kâğıtların zilyedi veya temsilcisi kendi mührünü de koyabilir veya
    imzasını atabilir. İleride mührün kaldırılmasına ve kâğıtların incelenmesine karar verildiğinde
    bu işlemin yapılmasında hazır bulunmak üzere, zilyedi veya temsilcisi ya da müdafii veya
    vekili çağrılır; çağrıya uyulmadığında gerekli işlem yapılır.
    (3) İnceleme sonucu soruşturma veya kovuşturma konusu suça ilişkin olmadığı
    anlaşılan belge veya kâğıtlar ilgilisine geri verilir.
    Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması
    Madde 123 – (1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç
    müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.
    (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.
    (3) (Ek:27/12/2020-7262/19 md.) Muhafaza altına alınan veya elkonulan eşya ya da
    malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilir.
    İstenen eşyayı vermeyenler hakkında yapılacak işlem
    Madde 124 – (1) 123 üncü maddede yazılı eşya veya diğer malvarlığı değerlerini
    yanında bulunduran kişi, istem üzerine bu şeyi göstermek ve teslim etmekle yükümlüdür.
    (2) Kaçınma hâlinde bu şeyin zilyedi hakkında 60 ıncı maddede yer alan disiplin hapsine
    ilişkin hükümler uygulanır. Ancak, şüpheli veya sanık ya da tanıklıktan çekinebilecekler hakkında
    bu hüküm uygulanmaz.
    İçeriği Devlet sırrı niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesi
    Madde 125 – (1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgeler, Devlet sırrı olarak
    mahkemeye karşı gizli tutulamaz.
    (2) Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya
    heyeti tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa
    kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa
    kaydettirilir.
    (3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla
    ilgili olarak uygulanır.
    Elkonulamayacak mektuplar, belgeler
    Madde 126 – (1) Şüpheli veya sanık ile 45 ve 46 ncı maddelere göre tanıklıktan
    çekinebilecek kimseler arasındaki mektuplara ve belgelere; bu kimselerin nezdinde
    bulundukça elkonulamaz.
    Elkoyma kararını verme yetkisi
    Madde 127 – (1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya
    gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına
    ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini
    gerçekleştirebilir.
    (2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.
    (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma
    işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan
    itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
    (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse,
    hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir.
    (5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.
    (6) (Değişik: 25/7/2018-7145/15 md.) Askerî mahallerde yapılacak elkoyma işlemi,
    Cumhuriyet savcısının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri
    tarafından yerine getirilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının
    yazılı emriyle de askerî makamların katılımıyla adlî kolluk görevlileri tarafından elkoyma
    işlemi yapılabilir.
    Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma
    Madde 128 – (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu
    suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde,
    şüpheli veya sanığa ait;
    a) Taşınmazlara,
    b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
    c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,
    d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
    e) Kıymetli evraka,
    f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,
    g) Kiralık kasa mevcutlarına,
    h) Diğer malvarlığı değerlerine,
    Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı
    değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi,
    elkoyma işlemi yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında
    elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu,
    Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu
    Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin
    rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre
    talep üzerine iki ay daha uzatılabilir.25
    (2) Birinci fıkra hükmü;26
    a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;
  29. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
  30. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti
    (madde 91),
  31. Hırsızlık (madde 141, 142),
  32. Yağma (madde 148, 149),
  33. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
  34. Dolandırıcılık (madde 157, 158),
  35. Hileli iflas (madde 161),
  36. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  37. Parada sahtecilik (madde 197),
  38. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/25 md.)
    Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
  39. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
  40. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),
  41. (Ek: 24/11/2016-6763/25 md.) Tefecilik (madde 241),
  42. Zimmet (madde 247),
  43. İrtikap (madde 250)
  44. Rüşvet (madde 252),
  45. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),
  46. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine
    Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
  47. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334,
    335, 336, 337) suçları.
    b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah
    kaçakçılığı (madde 12) suçları,
    c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan
    zimmet suçu,
    d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
    e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde
    tanımlanan suçlar,
    Hakkında uygulanır.
    25 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “elde edildiğine
    dair” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ve “Elkonulabilir.” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “Somut olarak belirlenen” ibareleri eklenmiştir.
    26 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinin (2) numaralı
    alt bendine “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ ile organ veya doku ticareti (madde
    91)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (12) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere (13) numaralı alt
    bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    (3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.
    (4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların
    kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
    (5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik
    iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu
    karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra,
    hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.
    (6) Şirketteki ortaklık paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket yönetimine ve şirketin
    kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra
    olunur. Söz konusu karar, ilgili şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir.
    (7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye teknik iletişim
    araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili gerçek veya tüzel kişiye
    ayrıca tebliğ edilir.
    (8) Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket
    edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun “Muhafaza görevini kötüye kullanma” başlıklı 289
    uncu maddesi hükümleri uygulanır.
    (9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu madde hükümlerine göre elkoymaya ve
    onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına ancak hâkim karar verebilir.
    (10) (Ek: 15/8/2016-KHK-674/13 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/13 md.) Bu
    madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı
    değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu durumda 133 üncü madde hükümleri
    kıyasen uygulanır.
    Postada elkoyma
    Madde 129 – (1) Suçun delillerini oluşturduğundan şüphe edilen ve gerçeğin ortaya
    çıkarılması için soruşturma ve kovuşturmada adliyenin eli altında olması zorunlu sayılıp,
    posta hizmeti veren her türlü resmî veya özel kuruluşta bulunan gönderilere, hâkimin veya
    gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararı ile elkonulabilir.
    (2) Hâkim kararının veya Cumhuriyet savcısının emrinin kendilerine bildirilmesi
    üzerine elkoyma işlemini yerine getiren kolluk memurları, birinci fıkrada belirtilen
    gönderilerin içinde bulunduğu zarfları veya paketleri açamazlar. Elkonulan gönderiler, ilgili
    posta görevlilerinin huzuru ile mühür altına alınıp derhâl elkoyma kararını veya emrini veren
    hâkim veya Cumhuriyet savcısına teslim edilir.
    (3) (Ek:20/11/2017-KHK-696/94 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/89 md.)27
    Elkoyma kararı veya emrinin aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak verilmesi halinde gönderilerin
    bulunduğu zarf veya paketler Cumhuriyet savcısının talimatıyla kolluk memurları tarafından
    açılabilir.
    27 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 94 üncü maddesiyle 129 uncu maddeye bu fıkra eklenmiş
    ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı
    Kanunun 89 uncu maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
  48. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi (madde 174),
  49. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
    suçları.
    b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
    Hakkında Kanunun 12 nci ve 13 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
    c) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun
    67 nci ve 68 inci maddelerinde tanımlanan suçlar.
    (4) Soruşturma ve kovuşturmanın amacına zarar vermek olasılığı bulunmadıkça,
    alınmış tedbirler ilgililere bildirilir.
    (5) Açılmamasına veya açılıp da içeriği bakımından adliyenin eli altında tutulmasına
    gerek bulunmadığına karar verilen gönderiler, hemen ilgililerine teslim olunur.
    Avukat bürolarında arama, elkoyma ve postada elkoyma
    Madde 130 – (1) Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen
    olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu
    temsil eden bir avukat aramada hazır bulundurulur.
    (2) Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama
    yapılan avukat, baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili
    arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf
    veya paket içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli kararı
    vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya
    mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin avukatla müvekkili arasındaki meslekî
    ilişkiye ait olduğunu saptadığında, elkonulan şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi
    belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar, yirmidört saat içinde
    verilir.
    (3) Postada elkoyma durumunda bürosunda arama yapılan avukat veya baro başkanı
    veya onu temsil eden avukatın karşı koyması üzerine ikinci fıkrada belirtilen usuller uygulanır.
    Elkonulan eşyanın iadesi
    Madde 131 – (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın,
    soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi
    tutulmayacağının anlaşılması halinde, re’sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet
    savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.
    (2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri,
    suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması
    halinde, sahibine iade edilir.
    Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması
    Madde 132 – (1) Elkonulan eşya, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp
    meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden
    çıkarılabilir.
    (2) Elden çıkarma kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde
    mahkeme tarafından verilir.
    (3) Karar verilmeden önce eşyanın sahibi olan şüpheli, sanık veya ilgili diğer kişiler
    dinlenir; elden çıkarma kararı, kendilerine bildirilir.
    (4) Elkonulan eşyanın değerinin muhafazası ve zarar görmemesi için gerekli tedbirler
    alınır.
    (5) Elkonulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma
    evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde
    derhâl iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir
    kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir.
    (6) Elkonulan eşya, delil olarak saklanmasına gerek kalmaması halinde, rayiç
    değerinin derhâl ödenmesi karşılığında, ilgiliye teslim edilebilir. Bu durumda müsadere
    kararının konusunu, ödenen rayiç değer oluşturur.
    Şirket yönetimi için kayyım tayini
    Madde 133 – (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu
    hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için
    gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket
    işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının
    karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının
    yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul
    kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine
    ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.28
    (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket
    bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı
    kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket
    bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
    (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli
    ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu
    hükümlerine göre başvurabilirler.
    (4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
    a) Türk Ceza Kanununda yer alan,
  50. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
  51. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  52. Parada sahtecilik (madde 197),
    28
    1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yetkilerinin”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya
    menkul kıymetler idare yetkilerinin” ibaresi eklenmiştir.
  53. Fuhuş (madde 227),
  54. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228),
  55. Zimmet (madde 247),
  56. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
  57. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
  58. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334,
    335, 336, 337),
    Suçları,
    b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah
    kaçakçılığı (madde 12) suçları,
    c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan
    zimmet suçu,
    d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
    e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde
    tanımlanan suçlar.
    (5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle
    ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet
    aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek
    suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.
    Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama
    ve elkoyma2930
    Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan
    kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması
    halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından
    şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama
    yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline
    getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı
    tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç
    yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi
    hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.
    (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden
    29 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer
    alan “soruşturmada,” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan kuvvetli şüphe
    sebeplerinin varlığı ve” ibaresi eklenmiş ve dördüncü fıkrasında yer alan “İstemesi halinde, bu”
    ibaresi “Üçüncü fıkraya göre alınan” şeklinde değiştirilmiştir.
    30 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer
    alan “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine” ibaresi “hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan
    hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından” şeklinde değiştirilmiş, fıkrada yer alan “hâkim tarafından”
    ibaresi madde metninden çıkarılmış, ikinci fıkrasına “bilgilere ulaşılamaması” ibaresinden sonra
    gelmek üzere “ya da işlemin uzun sürecek olması” ibaresi eklenmiştir.
    dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması
    halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere
    elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan
    cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
    (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün
    verilerin yedeklemesi yapılır.
    (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline
    verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.
    (5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin
    tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu
    husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.
    BEŞİNCİ BÖLÜM
    Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi
    İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması3132333435
    Madde 135 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan
    soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe
    sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda,
    hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli
    veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal
    31
    21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra
    gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve fıkra numaraları buna göre teselsül ettirilmiş; dördüncü
    fıkrasında yer alan “üç ay”, “bir defa” ve “hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit
    defalar” ibareleri sırasıyla, “iki ay”, “bir ay” ve “mahkeme yukarıdaki sürelere ek olarak her
    defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
    32 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, bu maddenin birinci birinci fıkrasında
    yer alan “ağır ceza mahkemesi” ibaresi “hâkim” şeklinde, “mahkemenin” ibaresi “hâkimin”
    şeklinde, “mahkeme” ibareleri “hâkim” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan
    “mahkeme” ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
    33 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle, bu maddenin beşinci fıkrasında yer
    alan “üç ay” ve “bir defa” ibareleri sırasıyla “iki ay” ve “bir ay” şeklinde değiştirilmiş; mevcut
    altıncı fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “6. Nitelikli hırsızlık
    (madde 142) ve yağma (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül
    ettirilmiş ve yedinci fıkrasının (a) bendinin (10) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3” ibaresi
    madde metninden çıkarılmıştır.
    34 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu maddeye beşinci fıkradan sonra
    gelmek üzere (6) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut yedinci
    fıkranın (a) bendinin (14) numaralı alt bendi metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, bu alt bentten sonra
    gelmek üzere (15) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
    35 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, 135 inci maddenin altıncı fıkrasına
    “hâkim” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
    savcısı” ibaresi eklenmiş; sekizinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine “(madde 79, 80)”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi eklenmiş, aynı
    bendin (6) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli
    dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (11) numaralı alt bendinden sonra gelmek
    üzere (12) numaralı bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve
    hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından
    aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.36 (Mülga
    son iki cümle: 24/11/2016-6763/26 md.)
    (2) (Ek: 21/2/2014–6526/12 md.) Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca
    tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını
    gösterir belge veya rapor eklenir.
    (3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda
    alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar
    derhâl yok edilir.37
    (4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir
    uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını
    tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki
    ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.)
    Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde,
    hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı
    geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir.
    (5) Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya
    gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir.
    Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi
    belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.38
    (6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla
    iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan
    hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır.
    Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının
    türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi
    belirtilir. (Ek cümleler: 24/11/2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat
    içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin
    dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.
    (7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli
    tutulur.
    (8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine
    ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:
    36
    2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 42 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilebilir,”
    ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
    37
    25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen “Şüphelinin” ibaresi
    “Şüpheli veya sanığın” olarak değiştirilmiştir.
    38 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle; bu fıkrada geçen “kullanmakta olduğu”
    ve “kullanılan” ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.
    a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
  59. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti
    (madde 91),
  60. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  61. İşkence (madde 94, 95),
  62. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
  63. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  64. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde
    148, 149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),
  65. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  66. Parada sahtecilik (madde 197),
  67. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/26 md.)
    Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
  68. (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),
  69. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
  70. (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik (madde 241),
  71. Rüşvet (madde 252),
  72. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
  73. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak
    (madde 302) ,
  74. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı
    Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
  75. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334,
    335, 336, 337) suçları.
    b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah
    kaçakçılığı (madde 12) suçları.
    c) (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4)
    numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,39
    d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
    e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde
    tanımlanan suçlar.
    (9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının
    telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.
    Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri
    Madde 136 – (1) Şüpheli veya sanığa yüklenen suç dolayısıyla müdafiin bürosu,
    konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları hakkında, 135 inci madde hükmü
    uygulanamaz.
    39 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c)
    bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi
    Madde 137 – (1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı
    veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve
    kuruluşların yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda alınması işlemlerinin
    yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl
    yerine getirilir; yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği
    tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır.
    (2) 135 inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar, Cumhuriyet
    Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline getirilir. Yabancı
    dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe’ye çevrilir.
    (3) 135 inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli hakkında
    kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin birinci fıkrasına göre
    hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından
    derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet
    savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit
    edilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/18 md.) Beraat kararı verilmesi durumunda da tespit veya
    dinlemeye ilişkin kayıtlar, hâkim denetimi altında aynı usulle yok edilir.
    (4) Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde soruşturma veya
    kovuşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş gün içinde, Cumhuriyet başsavcılığı
    veya mahkeme, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak
    bilgi verir.4041
    Tesadüfen elde edilen deliller
    Madde 138 – (1) Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında,
    yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun
    işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve
    durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.
    (2) Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta
    olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135 inci maddenin altıncı
    fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse;
    bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.
    ALTINCI BÖLÜM
    Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme
    40 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle bu fıkrada geçen “halinde” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “soruşturma evresinin bitiminden itibaren” ibaresi eklenmiştir.
    41 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkraya “soruşturma” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “veya kovuşturma” ibaresi eklenmiş ve fıkrada yer alan “Başsavcılığı,” ibaresi
    “başsavcılığı veya mahkeme,” şeklinde değiştirilmiştir.
    Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi42
    Madde 139 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/13 md.) Soruşturma konusu suçun
    işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka
    surette delil elde edilememesi hâlinde, kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak
    görevlendirilebilir. Bu madde uyarınca yapılacak görevlendirmeye hâkim tarafından karar
    verilir. (Mülga son cümle: 24/11/2016-6763/27 md.)
    (2) Soruşturmacının kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler yapılabilir.
    Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler
    hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir.
    (3) Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet
    Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği, görevinin sona ermesinden sonra
    da gizli tutulur. (Ek cümleler: 15/8/2017-KHK-694/142 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-
    7078/137 md.) Soruşturmacı, kovuşturma evresinde tanık olarak dinlenmesinin zorunlu
    olması halinde, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan veya ses ya da
    görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir. Bu durumda 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı
    Tanık Koruma Kanununun 9 uncu maddesi hükmü kıyasen uygulanır.
    (4) Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü
    araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri
    toplamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/19 md.) Hâkim, soruşturmacının yedinci
    fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan suç bakımından kamuya açık yerlerde
    ve işyerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebilir.
    (5) Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün
    işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.
    (6) Soruşturmacı görevlendirilmesi suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği
    ceza soruşturması ve kovuşturması dışında kullanılamaz. (Ek: 21/2/2014–6526/13 md.) Suçla
    bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhâl yok edilir.
    (7) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:
    a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
  76. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu veya
    uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  77. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
  78. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315).
    b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah
    kaçakçılığı (madde 12) suçları.
    42 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 27 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan
    “ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle” ibaresi “hâkim tarafından” şeklinde değiştirilmiş, aynı
    maddenin yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “Uyuşturucu” ibaresi
    “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu” şeklinde değiştirilmiştir.
    c) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde
    tanımlanan suçlar.
    Teknik araçlarla izleme
    Madde 140 – (1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan
    kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli
    veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya
    görüntü kaydı alınabilir:43
    a) Türk Ceza Kanununda yer alan;4445
  79. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti
    (madde 91),
  80. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  81. (Ek:21/2/2014–6526/14 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma (madde 148,
    149) ile nitelikli dolandırıcılık (madde 158),
  82. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  83. Parada sahtecilik (madde 197),
  84. (Mülga:21/2/2014–6526/14 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/28 md.)
    Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
  85. (Ek: 25/5/2005 – 5353/19 md.) Fuhuş (madde 227)
  86. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
  87. (Ek: 24/11/2016-6763/28 md.) Tefecilik (madde 241),
  88. Rüşvet (madde 252),
  89. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
  90. (Değişik: 2/12/2014-6572/43 md.) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak
    (madde 302),
  91. (Ek: 2/12/2014-6572/43 md.)46 Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı
    Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
  92. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335,
    336, 337),
    Suçları.
    b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah
    43 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hususunda”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiş; aynı fıkranın (a)
    bendinin (2) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere “3. Nitelikli hırsızlık (madde 142) ve yağma
    (madde 148, 149),” alt bendi eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiş, mevcut (5)
    numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış, mevcut (6) numaralı alt bendinde yer alan “, fıkra 3”
    ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
    44 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu bendin (1) numaralı alt bendine
    “(madde 79, 80)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile organ veya doku ticareti (madde 91)” ibaresi,
    (3) numaralı alt bendine “(madde 148, 149)” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile nitelikli
    dolandırıcılık (madde 158)” ibaresi eklenmiş, aynı bende (8) numaralı alt bendinden sonra gelmek
    üzere (9) numaralı alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    45 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu bente (5) numaralı alt bentten
    sonra gelmek üzere (6) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    46 2/12/2014 tarihli ve 6572 sayılı Kanunun 43 üncü maddesiyle, (11) numaralı alt bentten sonra
    gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bent buna göre teselsül ettirilmiştir.
    kaçakçılığı (madde 12) suçları.
    c) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
    d) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde
    tanımlanan suçlar.
    (2) (Değişik: 24/11/2016-6763/28 md.) Teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesinde
    sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Cumhuriyet savcısı
    tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç
    yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi
    hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.
    (3) (Değişik:21/2/2014–6526/14 md.) Teknik araçlarla izleme kararı en çok üç haftalık
    süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde bir hafta daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti
    çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim yukarıdaki sürelere
    ek olarak her defasında bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek üzere
    uzatılmasına karar verebilir. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/143 md.; Aynen kabul:
    1/2/2018-7078/138 md.) Teknik araçlarla izleme tedbiri ile birlikte gizli soruşturmacı
    görevlendirilmesi halinde bu fıkrada belirtilen süreler bir kat artırılarak uygulanır.47
    (4) Elde edilen deliller, yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma
    dışında kullanılamaz; ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı taktirde Cumhuriyet
    savcısının gözetiminde derhâl yok edilir.
    (5) Bu madde hükümleri, kişinin konutunda uygulanamaz.
    Yönetmelik
    MADDE 140/A- (Ek: 20/11/2017-KHK-696/95 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-
    7079/90 md.)
    (1) Bu Kanunun 135 ila 140 ıncı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirlerinin
    uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
    YEDİNCİ BÖLÜM
    Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
    Tazminat istemi48
    Madde 141 – (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
    a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun
    devamına karar verilen,
    b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
    47 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “mahkeme”
    ibaresi “hâkim” şeklinde değiştirilmiştir.
    48 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasının (k)
    bendinde yer alan “Yakalama” ibaresi “Yakalama, adli kontrol” şeklinde değiştirilmiş, ikinci
    fıkrasında yer alan “(e) ve (f) bentlerinde” ibaresi “(e), (f) ve (l) bentlerinde” şeklinde
    değiştirilmiştir.
    c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği
    yerine getirilmeden tutuklanan,
    d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna
    çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
    e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında
    kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
    f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden
    fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması
    nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
    g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla
    veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
    h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
    i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
    j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan
    veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri
    amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
    k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı
    Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,48
    l) (Ek:2/3/2024-7499/12 md.) Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya
    uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi
    veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol
    yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına
    veya beraatlerine karar verilen,
    Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
    (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (l) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye
    tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.48
    (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması
    veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil
    olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler
    nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.
    (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin
    gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet
    savcılarına bir yıl içinde rücu eder.
    Tazminat isteminin koşulları
    Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren
    üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat
    isteminde bulunulabilir.
    (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır
    ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi
    yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13
    md.) Ancak, 141 inci maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler
    bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma
    Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun
    kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir.
    Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır
    ceza mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona gönderir. Bu
    hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.
    (3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı
    işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.
    (4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir
    ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği
    tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.
    (5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki
    belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek,
    varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmesini ister.49
    (6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel
    prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her
    türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.
    (7) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir.
    İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse,
    yokluklarında karar verilebilir.
    (8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf
    yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13
    md.) Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında karar verilir.
    Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.
    (9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.)
    Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî
    avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip
    edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar
    için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.
    (10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.)
    Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan
    icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet
    ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına,
    bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme
    yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
    49 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi “iki
    hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    Tazminatın geri alınması
    Madde 143 – (1) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı sonradan kaldırılarak,
    hakkında kamu davası açılan ve mahkûm edilenlerle, yargılamanın aleyhte yenilenmesiyle
    beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilenlere ödenmiş tazminatların mahkûmiyet süresine ilişkin
    kısmı, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu
    alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır. Bu karara itiraz
    edilebilir.
    (2) (Mülga: 18/6/2014 – 6545/103 md.)
    (3) İftira konusunu oluşturan suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ve
    tutuklama halinde; Devlet, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye de rücu eder.
    Tazminat isteyemeyecek kişiler
    Madde 144 – (1) Kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına alınan veya
    tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:50
    a) (Mülga: 11/4/2013-6459/18 md.)
    b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler
    getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.
    c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında
    kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici
    olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
    d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer
    olmadığına karar verilenler.
    e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını
    bildirerek gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına veya tutuklanmasına neden
    olanlar.50
    BEŞİNCİ KISIM
    İfade ve Sorgu
    BİRİNCİ BÖLÜM
    İfade veya Sorgu İçin Çağrı
    İfade veya sorgu için çağrı
    Madde 145 – (1) İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır;
    çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır.
    50 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yakalanan”
    ibaresi “yakalanan, adli kontrol altına alınan” şeklinde ve fıkranın (e) bendinde yer alan “gözaltına
    alınmasına” ibaresi “gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına” şeklinde değiştirilmiştir.
    Zorla getirme51
    Madde 146 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Hakkında tutuklama kararı
    verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya 145 inci maddeye
    göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir.
    (2) Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, kendisiyle ilgili
    suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içerir.
    (3) Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.
    (4) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya
    sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmidört saat içinde çağıran
    hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya
    ifadesi alınır.
    (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme, bunun için haklı görülecek bir
    zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından, sorguya çekilmenin
    veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.
    (6) Zorla getirme kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya mahalle
    muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla saptanır.
    (7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur
    ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir.
    İKİNCİ BÖLÜM
    İfade ve Sorgu Usulü
    İfade ve sorgunun tarzı
    Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya
    çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
    a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları
    doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
    b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
    c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği,
    müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek
    durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro
    tarafından bir müdafi görevlendirilir.
    d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine
    yakalandığı derhâl bildirilir.
    e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
    f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve
    kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri
    sürmek olanağı tanınır.
    51 Bu madde başlığı “Şüpheli veya sanığın zorla getirilmesi “ iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı
    Kanunun 20 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
    g) İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
    h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
    i) İfade veya sorgu bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
  93. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
  94. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile
    ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
  95. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip
    getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
  96. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından
    okunduğu ve imzalarının alındığı.
  97. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
    İfade alma ve sorguda yasak usuller
    Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu
    engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte
    bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
    (2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
    (3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak
    değerlendirilemez.
    (4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme
    huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
    (5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya
    çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.
    ALTINCI KISIM
    Savunma
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Müdafi Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri
    Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi
    Madde 149 – (1) Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında
    bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da
    şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.
    (2) Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir. (Ek cümle:
    3/10/2016-KHK-676/1 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/1 md.) Örgüt faaliyeti çerçevesinde
    işlenen suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır
    bulunabilir.
    (3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya
    sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma
    hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.
    Müdafiin görevlendirilmesi
    Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)
    (1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık,
    müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
    (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak
    derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
    (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan
    soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
    (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü
    alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
    Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik görevinden
    yasaklanma52
    Madde 151 – (1) 150 nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada
    hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten
    kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi
    yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar
    verebilir.
    (2) Eğer yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa
    oturum ertelenir.
    52 Bu madde başlığı ” Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem” iken 25/5/2005 tarihli
    ve 5353 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
    (3) (Ek:25/5/2005 – 5353/22 md.) 149 uncu maddeye göre seçilen veya 150 nci
    maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve 314 üncü maddesinde sayılan
    suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafilik veya vekillik
    görevini üstlenen avukat, hakkında bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle kovuşturma bulunması
    halinde müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten yasaklanabilir.5354
    (4) (Ek:25/5/2005 – 5353/22 md.) Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi
    hakkında, hâkim veya mahkeme tarafından gecikmeksizin karar verilir. Bu kararlara karşı
    itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini
    devam ettirir. Müdafilik görevinden yasaklama kararı, kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak
    üzere, bir yıl süre ile verilebilir. Ancak, kovuşturmanın niteliği itibariyle bu süreler altı aydan
    fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilir. Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer
    olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda mahkûmiyet dışında bir karar
    verilmesi halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar.5556
    (5) (Ek:25/5/2005 – 5353/22 md.) Görevden yasaklama kararı, şüpheli, sanık veya
    hükümlü ile yeni bir müdafi görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir.57
    (6) (Ek:25/5/2005 – 5353/22 md.) Müdafi veya vekil görevden yasaklanmış
    bulunduğu sürece başka davalarla ilgili olsa bile müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişiyi
    ceza infaz kurumunda veya tutukevinde ziyaret edemez.
    Şüpheli veya sanığın birden fazla olması hâlinde savunma
    Madde 152 – (1) Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın
    savunması aynı müdafie verilebilir.
    Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi
    Madde 153 – (Değişik: 2/12/2014-6572/44 md.)
    (1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir
    53 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu ve” ibaresi
    “şüpheli, sanık veya” şeklinde, “kovuşturma açılması halinde tutuklu veya hükümlünün müdafilik
    veya vekilliğini” ibaresi “soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik
    görevini” şeklinde değiştirilmiştir.
    54 Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer
    alan “soruşturma ya da” ibaresi iptal edilmiştir.
    55 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “müdafi veya vekil
    hakkında açılan kovuşturmanın yapıldığı” ibaresi “hâkim veya” şeklinde, “Kovuşturma sonunda”
    ibaresi “Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma
    sonunda” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya “Müdafilik görevinden yasaklama kararı,” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “Ancak,” ibaresinden sonra
    gelmek üzere “soruşturma veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070
    sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    56 Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer
    alan “avukat hakkındaki soruşturma veya” ibaresi ve “soruşturma veya” ibaresi iptal edilmiştir.
    57 3/10/2016 tarihli ve 676 sayılı KHK’nin 2 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tutuklu” ibaresi
    “şüpheli, sanık” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7070 sayılı Kanunun
    2 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    örneğini harçsız olarak alabilir.
    (2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi,
    soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine
    hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen
    soruşturmalarda verilebilir:
    a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
  98. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  99. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
  100. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  101. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  102. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),
  103. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
  104. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312,
    313, 314, 315, 316),
  105. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328, 329, 330, 331,
    333, 334, 335, 336, 337).
    b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
    Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
    c) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı maddesinde
    tanımlanan zimmet suçu.
    d) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar.
    (3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve
    adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar
    hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
    (4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya
    içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin
    örneklerini harçsız olarak alabilir.
    (5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.
    Müdafi ile görüşme
    Madde 154 – (1) Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her
    zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin
    müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
    (2) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/3 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/3 md.) Türk Ceza
    Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde
    tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti
    çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından
    gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim
    kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.
    Kanunî temsilci veya eşin duruşmada hazır bulunması
    Madde 155 – (1) Sanığın kanunî temsilcisine duruşma gün ve saati bildirilir ve
    duruşmaya kabul edilerek istemi üzerine dinlenebilir.
    (2) Sanığın eşi hakkında da tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmü uygulanır.
    Müdafiin görevlendirilmesinde usul
    Madde 156 – (1) 150 nci maddede yazılı olan hâllerde, müdafi;
    a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi
    üzerine,
    b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine,
    Baro tarafından görevlendirilir.
    (2) Yukarıda belirtilen hâllerde müdafi soruşturmanın veya kovuşturmanın yapıldığı
    yer barosunca görevlendirilir.
    (3) Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından
    görevlendirilen avukatın görevi sona erer.
    İKİNCİ KİTAP
    Soruşturma
    BİRİNCİ KISIM
    Suçlara İlişkin İhbarlar ve Soruşturma
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Soruşturmanın Gizliliği, Suçların İhbarı
    Soruşturmanın gizliliği
    Madde 157 – (1) Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma
    haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir.
    İhbar ve şikâyet
    Madde 158 – (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya
    kolluk makamlarına yapılabilir.
    (2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili
    Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
    (3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve
    konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
    (4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç
    nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili
    Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
    (5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
    (6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.)58 İhbar
    ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin
    açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma
    yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı
    verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya
    şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın
    kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra uyarınca yapılan
    işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet
    savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından görülebilir.
    (7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun
    şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği
    takdirde, yargılamaya devam olunur.
    Şüpheli ölümün ihbarı
    Madde 159 – (1) Bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği kuşkusunu
    doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün kimliğinin belirlenememesi halinde; kolluk
    görevlisi, köy muhtarı ya da sağlık veya cenaze işleriyle görevli kişiler, durumu derhâl
    Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdürler.
    (2) Birinci fıkra kapsamına giren hallerde ölünün gömülmesi ancak Cumhuriyet
    savcısı tarafından verilecek yazılı izne bağlıdır.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Soruşturma İşlemleri
    Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi
    Madde 160 – (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği
    izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar
    vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
    (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın
    yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan
    delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
    Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri
    Madde 161 – (1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk
    görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara
    varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî
    görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak
    58 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 145 inci maddesiyle, bu fıkra eklenmiş ve diğer fıkra buna
    göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 140 ıncı
    maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını
    ister.
    (2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan
    tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet
    savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
    (3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü
    olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/24 md.) Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da
    bildirilir.
    (4) Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç
    duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle
    yükümlüdür.
    (5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen
    adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri
    ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma
    veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan
    doğruya soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı
    Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst
    dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama
    usulü uygulanır.59
    (6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/8 md.) Vali
    ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin
    görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet
    başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren
    suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.
    (7) (Ek: 31/3/2011-6217/21 md.) Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada
    Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve
    yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır
    ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen
    karar kesindir.
    (8) (Ek:21/2/2014–6526/15 md.) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314,
    315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden
    dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli
    ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı
    maddesi hükmü saklıdır.
    (9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141 md.)
    Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili hakkında soruşturma ve
    59 Bu fıkraya 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle; “4483 sayılı Memurlar ve
    Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Hükümleri” ibaresinden sonra gelmek
    üzere “, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları
    yargılama usulü” ibaresi eklenmiştir.
    kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve bu yer ağır ceza mahkemesine
    aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği vekili bizzat yapar.
    Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya
    tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer
    Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar
    bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.
    Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi
    Madde 162 – (1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir
    soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine
    bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek
    karar verir ve gereğini yerine getirir.
    Soruşturmanın sulh ceza hâkimi tarafından yapılması
    Madde 163 – (1) Suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet
    savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü
    aşıyorsa, sulh ceza hâkimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir.
    (2) Kolluk âmir ve memurları, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve
    araştırmaları yerine getirirler.
    Adlî kolluk ve görevi
    Madde 164 – (1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı
    Kanununun 8, 9 ve 12 nci maddeleri, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat,
    Görev ve Yetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihli ve 485 sayılı Gümrük
    Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci
    maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü
    maddesinde belirtilen soruşturma işlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.60
    (2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda
    öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere
    ilişkin emirlerini yerine getirir.
    (3) Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.
    Diğer kolluk birimlerinin adlî kolluk görevi
    Madde 165 – (1) Gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi halinde, diğer kolluk
    birimleri de adlî kolluk görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda, kolluk
    görevlileri hakkında, adlî görevleri dolayısıyla bu Kanun hükümleri uygulanır.
    Değerlendirme raporu yetkisi
    Madde 166 – (1) Cumhuriyet başsavcıları her yılın sonunda, o yerdeki adlî kolluğun
    60 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 25 inci maddesiyle; bu fıkrada bulunan “3 üncü” ibaresi
    “4 üncü” olarak değiştirilmiştir.
    sorumluları hakkında değerlendirme raporları düzenleyerek, mülkî idare amirlerine gönderir.
    Yönetmelik
    Madde 167 – (1) Adlî kolluk görevlilerinin nitelikleri ve bunların hizmet öncesi ve
    hizmet içi eğitimi, diğer hizmet birimleri ile ilişkileri, değerlendirme raporlarının
    düzenlenmesi, uzmanlık dallarına göre hangi bölümlerde çalıştırılacakları ve diğer hususlar;
    bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca
    müştereken çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.
    Adlî kolluğun olay yerinde aldığı tedbirlere uyulmaması halinde yetkisi
    Madde 168 – (1) Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan adlî kolluk görevlisi,
    bunların yapılmasına engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri,
    işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men eder.
    Soruşturma evresinde yapılan işlemlerin tutanağa bağlanması
    Madde 169 – (1) Şüphelinin ifadesinin alınması veya sorgusu, tanık ve bilirkişinin
    dinlenmesi veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin
    yanında bir zabıt kâtibi bulunur. Acele hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir kimse,
    yazman olarak görevlendirilebilir.
    (2) Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk görevlisi,
    Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imza edilir.
    (3) Müdafi veya vekil sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili tutanakta avukatın
    isim ve imzasına da yer verilir.
    (4) Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini ve işleme katılan
    veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerini içerir.61
    (5) İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren
    kısımları okunur veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere
    imza ettirilir.
    (6) İmzadan kaçınma hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir.
    (7) (Ek: 21/2/2014 – 6526/16 md.)Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü
    Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci
    maddeler hariç) ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına
    giren suçlarla ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından düzenlenen
    tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil numaraları yazılır. Kolluk
    görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hâllerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı,
    kolluk görevlisinin iş yeri adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında
    61 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle; bu fıkrada yer alan “zamanı” ibaresi
    “tarihi, başlama ve bitiş saatini” şeklinde değiştirilmiştir.
    adres olarak iş yeri adresleri gösterilir.
    İKİNCİ KISIM
    Kamu Davasının Açılması
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Kamu Davasının Açılması
    Kamu davasını açma görevi
    Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine
    getirilir.
    (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli
    şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
    (3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
    a) Şüphelinin kimliği,
    b) Müdafii,
    c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
    d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
    e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,
    f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
    g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
    h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
    i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
    j) Suçun delilleri,
    k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama
    tarihleri ile bunların süreleri,
    Gösterilir.
    (4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek
    açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer
    verilmez.62
    (5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil,
    lehine olan hususlar da ileri sürülür.
    (6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen
    ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin
    faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan
    güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
    Kamu davasını açmada takdir yetkisi
    Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)
    (1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını
    62 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “açıklanır.”
    ibaresi “açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere
    yer verilmez.” şeklinde değiştirilmiştir.
    gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı
    kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
    (2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar
    hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını
    gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının
    beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173
    üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.
    (3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;63
    a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış
    bulunması,
    b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç
    işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,
    c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası
    açılmasından daha yararlı olması,
    d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı
    tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle
    tamamen giderilmesi,
    koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
    (4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer
    olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası
    açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez.
    (5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir
    sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
    Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen
    amaç için kullanılabilir.
    (6) (Ek:17/10/2019-7188/19 md.) Bu madde hükümleri;
    a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt
    faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,
    b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden
    dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar,
    c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,
    hakkında uygulanmaz.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar, İtiraz ve İddianamenin İadesi
    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar
    Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının
    açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının
    bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar
    63 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle bu fıkrada yer alan “, uzlaşmaya
    ilişkin hükümler saklı kalmak üzere” ibaresi madde metninden çıkarılmış, (d) bendinde yer alan
    “uğradığı zararın,” ibaresi “uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın,”
    şeklinde değiştirilmiştir.
    gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz
    hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
    (2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.)
    Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için
    yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir
    karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
    (3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin
    soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş
    kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan
    başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı
    verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde
    yeniden soruşturma açılır.64
    Cumhuriyet savcısının kararına itiraz6566
    Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın
    kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet
    savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh
    ceza hâkimliğine itiraz edebilir.67
    (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller
    belirtilir.
    (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için
    soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer
    Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler
    bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı
    Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
    (4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
    Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
    (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini
    kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
    (6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/10 md.)
    64 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tespit edilmesi”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan
    başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi”
    ibaresi eklenmiştir.
    65 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer
    alan “ağır ceza mahkemesi başkanına” ibaresi “ağır ceza mahkemesine”, üçüncü ve dördüncü
    fıkralarında yer alan “Başkan” ibareleri “Mahkeme” ve altıncı fıkrasında yer alan “ağır ceza
    mahkemesi başkanının” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin” şeklinde değiştirilmiştir.
    66 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 71 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer
    alan “ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine” ibaresi “ağır ceza mahkemesinin
    bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine” şeklinde; dördüncü fıkrasında yer alan “Mahkeme” ibaresi
    “Sulh ceza hâkimliği” şeklinde değiştirilmiştir.
    67 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “onbeş gün” ibaresi
    “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci
    maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
    İddianamenin iadesi
    Madde 174 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/27 md.)
    (1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten
    itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik
    veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
    a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
    b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut
    bir delil toplanmadan düzenlenen,
    c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri
    muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme
    veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
    d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya
    talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen,
    İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
    (2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
    (3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul
    edilmiş sayılır.
    (4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri
    tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı
    verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek
    dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden
    iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
    (5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.
    ÜÇÜNCÜ KİTAP
    Kovuşturma Evresi
    BİRİNCİ KISIM
    Kamu Davasının Yürütülmesi
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Duruşma Hazırlığı
    İddianamenin kabulü ve duruşma hazırlığı
    Madde 175 – (1) İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma
    evresi başlar.
    (2) Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada
    hazır bulunması gereken kişileri çağırır.
    İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması
    Madde 176 – (1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. (Ek
    cümle:8/7/2021-7331/20 md.) Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon,
    telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu
    araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir, ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu
    durumda uygulanmaz.
    (2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti olmaksızın
    gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.
    (3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır. Sanıktan
    duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa
    neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem,
    tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen
    personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.
    (4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en
    az bir hafta süre bulunması gerekir.
    Sanığın savunma delillerinin toplanması istemi
    Madde 177 – (1) Sanık, tanık veya bilirkişinin davetini veya savunma delillerinin
    toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki
    dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir.
    (2) Bu dilekçe üzerine verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir.
    (3) Sanığın kabul edilen istemleri, Cumhuriyet savcısına da bildirilir.
    Çağrılması reddedilen tanığın ve uzman kişinin doğrudan mahkemeye getirilmesi
    Madde 178 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, sanığın veya katılanın gösterdiği
    tanık veya uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, sanık veya katılan o
    kişileri mahkemeye getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK676/4 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/4 md.) Ancak, davayı uzatmak amacıyla yapılan
    talepler reddedilir.
    Çağrılan tanıkların ad ve adreslerinin sanığa ve Cumhuriyet savcısına bildirilmesi
    Madde 179 – (1) Sanık, doğrudan doğruya davet ettireceği veya duruşma sırasında
    getireceği bilirkişi ve tanıkların ad ve adreslerini Cumhuriyet savcısına makul süre içinde
    bildirir.
    (2) Cumhuriyet savcısı da, iddianamede gösterilen veya sanığın istemi üzerine davet
    edilen tanık ve bilirkişiler dışında gerek mahkeme başkanı veya hâkim kararıyla, gerek
    kendiliğinden başka kimseleri davet ettirecek ise bunların ad ve adreslerini sanığa yine makul
    süre içinde bildirir.
    Tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri
    Madde 180 – (1) Hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka
    bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada
    hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya
    istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir.
    (2) Bu hüküm, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından
    dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır.
    (3) Davayı görmekte olan mahkeme, zorunluluk olmadıkça, büyükşehir belediye
    sınırları içerisinde bulunan şikâyetçi, katılan, sanık, müdafi veya vekil, tanık ve bilirkişilerin
    istinabe yoluyla dinlenmesine karar veremez.
    (4) İstinabe olunan mahkeme, büyükşehir belediye sınırları içerisinde ise, ilgililer kendi
    yargı çevresinde bulunmasa da büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerine getirilmesi gereken
    istinabe evrakını geri çevirmeksizin gereğini yapar.
    (5) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve
    sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu
    yöntem uygulanarak ifade alınır. Buna olanak verecek teknik donanımın kurulmasına ve
    kullanılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
    Tanık ve bilirkişinin dinleneceği günün bildirilmesi
    Madde 181 – (1) Tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün, Cumhuriyet
    savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilir. Düzenlenen tutanağın
    örneği hazır bulunan Cumhuriyet savcısına ve müdafie verilir.
    (2) Yeniden keşif ve muayeneye ihtiyaç duyulursa, yukarıdaki fıkra hükümleri
    uygulanır.
    (3) Tutuklu olan sanık, ancak tutuklu bulunduğu yer mahkemesinde yapılacak bu tür
    işlerde hazır bulundurulmasını isteyebilir. Ancak, hâkim veya mahkeme tarafından zorunlu
    sayılan hâllerde tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın da bu tür işlerde hazır bulunmasına
    karar verilebilir.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Duruşma
    Duruşmanın açıklığı
    Madde 182 – (1) Duruşma herkese açıktır.
    (2) Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde,
    duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir.
    (3) Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada
    açıklanır.
    Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı
    Madde 183 – (1) 180 inci maddenin beşinci fıkrası ile 196 ncı maddenin dördüncü
    fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra
    duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler
    kullanılamaz. Bu hüküm, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adlî işlemlerin icrasında
    da uygulanır.
    Açıklığın kaldırılması hakkında karar
    Madde 184 – (1) 182 nci maddede gösterilen hâllerde, açıklığın kaldırılması istemine
    ilişkin olarak yapılacak duruşma, istem üzerine veya mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.
    Zorunlu kapalılık
    Madde 185 – (1) Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır;
    hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
    Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması
    Madde 186 – (1) Açıklığın kaldırılması kararı, nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilir.
    Kapalı duruşmada bulunabilme
    Madde 187 – (1) Kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin hazır bulunmasına izin
    verebilir. Bu hâlde adı geçenler, duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları
    bakımından uyarılırlar ve bu husus tutanağa yazılır.
    (2) Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz.
    (3) Açık duruşmanın içeriği, millî güvenliğe veya genel ahlâka veya kişilerin
    saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme,
    bunları önlemek amacı ile ve gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen
    yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar.
    Duruşmada hazır bulunacaklar
    Madde 188 – (1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt
    kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır.
    (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/5 md.) Müdafiin
    mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam
    edilebilir.68
    (2) (Mülga: 18/6/2014 – 6545/103 md.)
    68 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 96 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “mazeretsiz
    olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “duruşmaya gelmemesi veya” ibaresi eklenmiştir.
    (3) Bir oturumda bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak üyenin
    yerine geçmek ve oya katılmak üzere yedek üye bulundurulabilir.
    Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması
    Madde 189 – (1) Birden çok Cumhuriyet savcısı ve birden çok avukat aynı zamanda
    duruşmaya katılabilecekleri gibi aralarında işbölümü de yapabilirler.
    Ara verme
    Madde 190 – (1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir. Ancak,
    zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya
    ara verilebilir.
    (2) 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini
    istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.
    Duruşmanın başlaması
    Madde 191 – (1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve
    bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız
    olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü
    kararını okuyarak açıklar.
    (2) Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar.
    (3) Duruşmada, sırasıyla;
    a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden
    bilgi alınır,
    b) (Değişik: 24/11/2016-6763/29 md.) İddianame veya iddianame yerine geçen
    belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki
    nitelendirmesi anlatılır,
    c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve
    147 nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir,
    d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu
    yapılır.
    Başkan veya hâkimin görevi
    Madde 192 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmayı yönetir ve sanığı sorguya
    çeker; delillerin ikame edilmesini sağlar.
    (2) Duruşmada ilgili olanlardan biri duruşmanın yönetimine ilişkin olarak mahkeme
    başkanı tarafından emrolunan bir tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme,
    bu hususta bir karar verir.
    Sanığın duruşmada hazır bulunmaması
    Madde 193 – (1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan
    sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla
    getirilmesine karar verilir.
    (2) (Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre
    mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi
    gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.
    Sanığın mahkemeden uzaklaşması
    Madde 194 – (1) Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince hazır
    bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır.
    (2) Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş
    ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.
    Sanığın yokluğunda duruşma
    Madde 195 – (1) Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi
    gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek
    davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.
    Sanığın duruşmadan bağışık tutulması
    Madde 196 – (1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık
    tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır
    bulunmaktan bağışık tutabilir.
    (2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak
    üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile
    sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması
    zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek
    isteyip istemediği sorulur.
    (3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
    (4) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/147 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/142 md.)
    Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim
    tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya
    duruşmalara katılmasına karar verilebilir.
    (5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın
    yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın,
    sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için
    getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
    (6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının
    zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.
    Sanığın müdafi gönderebilmesi
    Madde 197 – (1) Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır
    bulunmak yetkisine sahiptir.
    Sanık hazır bulunmaksızın yapılan duruşmada eski hâle getirme koşulu
    Madde 198 – (1) Duruşma, sanık hazır bulunmaksızın yapılırsa, mahkemenin karar ve
    işlemlerinin kendisine tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan
    sonuçları gidermek için sanık, kanunî nedenlere dayanarak, mahkemenin o karar ve işlemleri
    hakkında eski hâle getirme isteminde bulunabilir.
    (2) Ancak, sanık kendi istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulmuş veya müdafii
    aracılığıyla temsil edilmek yetkisini kullanmış olursa artık eski hâle getirme isteminde bulunamaz.
    Sanığın zorla getirilebilmesi
    Madde 199 – (1) Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya
    yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir.
    Sorgu sırasında sanığın mahkeme salonundan çıkarılabilmesi
    Madde 200 – (1) Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın
    gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın
    mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.
    (2) Sanık tekrar getirildiğinde, tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır.
    Doğrudan soru yöneltme
    Madde 201 – (1) Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan
    avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma
    disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı
    veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun
    yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer
    yeniden soru sorabilir.
    (2) Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler, birinci
    fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.
    Tercüman bulundurulacak hâller
    Madde 202 – (1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe
    bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve
    savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.
    (2) Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı
    noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
    (3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur
    veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı
    tarafından atanır.69
    (4) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Ayrıca sanık;
    a) İddianamenin anlatılması,70
    b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,
    üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir
    dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden,
    sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet
    Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik
    olarak kötüye kullanılamaz.
    (5) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Tercümanlar, il adlî yargı adalet komisyonlarınca her
    yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler
    yalnız bulundukları il bakımından oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş
    listelerden de tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar
    yönetmelikle belirlenir.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Duruşmanın Düzen ve Disiplini
    Hâkim veya başkanın yetkisi
    Madde 203 – (1) Duruşmanın düzeni, mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanır.
    (2) Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma
    hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder.
    (3) Kişi dışarı çıkarılması sırasında direnç gösterir veya karışıklıklara neden olursa
    yakalanır ve hâkim veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört
    güne kadar disiplin hapsine konulabilir. Ancak çocuklar hakkında disiplin hapsi uygulanmaz.
    Sanığın dışarı çıkarılması
    Madde 204 – (1) Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli
    olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır.
    Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması
    bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın
    müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden
    alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.
    Duruşma sırasında işlenen suç hakkında işlem
    Madde 205 – (1) Bir kimse, duruşma sırasında bir suç işlerse, mahkeme olayı tespit
    eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı yetkili makama gönderir; gerek görürse failin
    69 24/1/2013 tarihli ve 6411 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bu madde
    hükümleri,” ibaresi “Birinci ve ikinci fıkra hükümleri,” şeklinde değiştirilmiştir.
    70 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunması”
    ibaresi “anlatılması” şeklinde değiştirilmiştir.
    tutuklanmasına da karar verebilir.
    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    Delillerin Ortaya Konulması ve Tartışılması
    Delillerin ortaya konulması ve reddi
    Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına
    başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 – 5353/29 md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz
    olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına
    engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
    (2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:
    a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
    b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
    c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
    (3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın
    dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
    (4) (Mülga: 25/5/2005 – 5353/29 md.)
    Delil ve olayın geç bildirilmesi
    Madde 207 – (1) Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen
    olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez.
    Tanığın duruşma salonundan ayrılması
    Madde 208 – (1) Tanıklar, dinlendikten sonra ancak mahkeme başkanı veya hâkimin
    izniyle duruşma salonundan ayrılabilir.
    Duruşmada anlatılması zorunlu belge ve tutanaklar71
    Madde 209 – (1) Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu
    tutanakları, naip veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif
    tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetleri ve sanığın
    kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler, duruşmada anlatılır.
    (2) Sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin, açıkça istemeleri
    halinde, kapalı oturumda anlatılmasına mahkemece karar verilebilir.
    Duruşmada okunmayacak belgeler
    Madde 210 – (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık
    71 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 97 nci maddesiyle bu maddenin başlığında yer alan
    “okunması” ibaresi “anlatılması” şeklinde, birinci fıkrasında yer alan “okunur” ibaresi “anlatılır”
    şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “okunmasına” ibaresi “anlatılmasına” şeklinde değiştirilmiş,
    daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 91 inci maddesiyle aynen kabul
    edilerek kanunlaşmıştır.
    duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın
    veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.
    (2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki
    ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.
    Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler
    Madde 211 – (1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl hastalığına
    tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,
    b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada hazır bulunması, hastalık, malûllük veya
    giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse,
    c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli
    sayılmıyorsa,
    Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş
    tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir.
    (2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafii birinci fıkrada
    belirtilenlerin dışında kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.
    Tanığın önceki ifadesinin okunması
    Madde 212 – (1) Tanık, bir hususu hatırlayamadığını söylerse önceki ifadesini içeren
    tutanağın ilgili kısmı okunarak hatırlamasına yardım edilir.
    (2) Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunduğunda,
    evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.
    Sanığın önceki ifadesinin okunması
    Madde 213 – (1) Aralarında çelişki bulunması halinde; sanığın, hâkim veya mahkeme
    huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır
    bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir.
    Rapor, belge ve diğer yazıların okunması
    Madde 214 – (1) Bir açıklamayı ve görüşü içeren resmî belge ve diğer yazılar ve fennî
    muayene ve doktor raporlarının okunmasından sonra gerekli görülürse belge ve diğer yazılar
    veya raporda imzası bulunanlar, açıklamada bulunmak üzere duruşmaya çağrılabilirler.
    (2) Açıklama ve görüş veya rapor bir kurul tarafından verilmişse mahkeme, kurulun
    görüşünü açıklamak üzere görevi, üyelerden birine vermeyi kurula önerebilir.
    (3) Bilimsel görüşlere ilişkin açıklama, bu Kanunun 68 inci madde hükümlerine göre
    yapılır.
    Dinleme ve okumadan sonra diyeceğin sorulması
    Madde 215 – (1) Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi
    bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya
    vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.
    Delillerin tartışılması
    Madde 216 – (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya
    vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.
    (2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin
    açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın
    veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
    (3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle: 15/8/2017-
    KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu aşamada zorunlu müdafiin
    hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.
    Delilleri takdir yetkisi
    Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış
    delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
    (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
    Ceza mahkemelerinin ek yetkisi
    Madde 218 – (1) Yüklenen suçun ispatı, ceza mahkemelerinden başka bir
    mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı ise; ceza mahkemesi bu sorunla
    ilgili olarak da bu Kanun hükümlerine göre karar verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili olarak
    görevli mahkemede dava açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak
    bekletici sorun kararı verebilir.
    (2) Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın yaşının ceza hükümleri bakımından
    tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule
    göre bu sorunu çözerek hükmünü verir.
    BEŞİNCİ BÖLÜM
    Duruşma Tutanağı
    Duruşma tutanağı
    Madde 219 – (1) Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya
    hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla
    kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek
    mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.
    (2) Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi tarafından
    imzalanır.
    Duruşma tutanağının başlığı
    Madde 220 – (1) Duruşma tutanağının başlığında;
    a) Duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı,
    b) Oturum tarihleri,
    c) Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı,
    belirtilir.
    Duruşma tutanağının içeriği
    Madde 221 – (1) Duruşma tutanağında;
    a) Oturumlara katılan sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcisinin,
    bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı,
    b) Duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel
    kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar,
    c) Sanık açıklamaları,
    d) Tanık ifadeleri,
    e) Bilirkişi ve teknik danışman açıklamaları,
    f) Okunan veya okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar,
    g) İstemler, reddi halinde gerekçesi,
    h) Verilen kararlar,
    i) Hüküm,
    yer alır.
    Duruşma tutanağının ispat gücü
    Madde 222 – (1) Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara
    uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız
    sahtecilik iddiası yöneltilebilir.
    İKİNCİ KISIM
    Kamu Davasının Sona Ermesi
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Duruşmanın Sona Ermesi ve Hüküm
    Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
    Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat,
    ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi
    ve düşmesi kararı, hükümdür.
    (2) Beraat kararı;
    a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
    b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
    c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
    d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk
    nedeninin bulunması,
    e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
    Hallerinde verilir.
    (3) Sanık hakkında;
    a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik
    hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
    b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı
    emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
    c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
    d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
    Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı
    verilir.
    (4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
    a) Etkin pişmanlık,
    b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
    c) Karşılıklı hakaret,
    d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
    Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı
    verilir.
    (5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı
    verilir.
    (6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine
    veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
    (7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir
    dava varsa davanın reddine karar verilir.
    (8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma
    veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine
    karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup
    da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
    verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
    (9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer
    olmadığı kararı verilemez.
    (10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu
    bakımından hüküm sayılır.
    Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
    Madde 224 – (1) Mahkemece karar ve hükümler oybirliği veya oyçokluğuyla verilir.
    (2) Karşı oya tutanakta yer verilir; gerekçesi de tutanakta gösterilir.
    Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi
    Madde 225 – (1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve
    faili hakkında verilir.
    (2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Suç Niteliğinde Değişiklik
    Suçun niteliğinin değişmesi
    Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de
    savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları
    gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
    (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını
    gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
    (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını
    hazırlaması için süre verilir.
    (4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa
    ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın
    dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya
    gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Karar ve Hüküm
    Müzakereye katılacak hâkimler
    Madde 227 – (1) Müzakerede ancak karara ve hükme katılacak hâkimler bulunur.
    (2) Mahkeme başkanı, hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj yapmakta
    olan avukat adaylarının müzakere sırasında hazır bulunmalarına izin verebilir.72
    Müzakerenin yönetimi
    Madde 228 – (1) Müzakereyi mahkeme başkanı yönetir.
    Oyların toplanması
    Madde 229 – (1) Mahkeme başkanı, kıdemsiz üyeden başlayarak oyları ayrı ayrı
    toplar ve en sonra kendi oyunu verir.
    (2) Mahkeme başkan ve üyelerinden hiçbiri herhangi bir konu veya sorun üzerinde
    azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez.
    (3) Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk meydana gelinceye
    kadar kendisine daha yakın olan oya eklenir.
    Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar
    Madde 230 – (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
    a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
    b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen
    72 23/6/2022 tarihli ve 7413 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “mahkemesinde staj
    yapmakta olan hâkim ve” ibaresi “hâkim ve savcı yardımcıları ile mahkemesinde staj yapmakta olan” şeklinde
    değiştirilmiştir.
    delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle
    elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
    c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu
    hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci maddelerinde
    belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı
    maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik
    tedbirinin belirlenmesi.
    d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine
    çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin
    istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
    (2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen
    hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
    (3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü maddenin
    üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi
    gerekir.
    (4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün
    verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.
    Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması73
    Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma
    tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
    (2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi
    bildirilir.
    (3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
    (4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
    (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen
    suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis
    veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
    verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
    müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç
    doğurmamasını ifade eder.
    (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
    açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
    a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
    b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz
    önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
    c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan
    73 Bu madde başlığı “Hükmün açıklanması” iken, 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 23 üncü
    maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir
    önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
    gerekir.
    (7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
    geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa
    süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
    (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
    açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim
    süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha
    hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla
    olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
    a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını
    sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
    b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak
    aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında
    çalıştırılmasına,
    c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda
    yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
    karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
    (9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı fıkranın (c)
    bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya
    kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen
    gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
    (10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi
    içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere
    uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın
    düşmesi kararı verilir.
    (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi
    içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere
    aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen
    yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar
    belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki
    hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
    mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz
    mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.
    (12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri
    saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna
    başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
    hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün
    açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye
    mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve
    temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
    (13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
    açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar,
    ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya
    mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
    (14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri
    bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan
    inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.
    Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
    Madde 232 – (1) Hükmün başına, “Türk Milleti adına” verildiği yazılır.
    (2) Hükmün başında;
    a) Hükmü veren mahkemenin adı,
    b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet
    savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin
    adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
    c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
    d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
    Yazılır.
    (3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse
    açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.74
    (4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
    (5) (Değişik: 24/11/2016-6763/31 md.) Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra
    gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak
    hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak
    imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer
    hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına
    diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur.
    (6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun,
    uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve
    tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve
    merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
    (7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi
    tarafından imzalanır ve mühürlenir.
    DÖRDÜNCÜ KİTAP
    Mağdur, Şikâyetçi, Malen Sorumlu, Katılan
    74 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Hükmün
    gerekçesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve varsa karşı oy gerekçesi” ibaresi eklenmiştir.
    BİRİNCİ KISIM
    Suçun Mağduru ile Şikâyetçinin Hakları
    Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması
    Madde 233 – (1) Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya
    hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir. (Ek cümleler:8/7/2021-7331/21 md.)
    Kovuşturma evresine geçildiğinde çağrı kâğıdına iddianame eklenir. Ayrıca, iddianameye
    ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin
    dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir.
    (2) Bu hususta yapılacak çağrı ve zorla getirme bakımından tanıklara ilişkin hükümler
    uygulanır.75
    Mağdur ile şikâyetçinin hakları76
    Madde 234 – (1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:
    a) Soruşturma evresinde;
  106. Delillerin toplanmasını isteme,
  107. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından
    belge örneği isteme,
  108. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı,
    çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama,
    işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda,
    baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
  109. 153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini
    ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,
  110. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda
    yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.
    b) Kovuşturma evresinde;
  111. Duruşmadan haberdar edilme,
  112. Kamu davasına katılma,
  113. Tutanak ve belgelerden örnek isteme,77
  114. Tanıkların davetini isteme,
  115. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı,
    çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama,
    75 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 21 inci maddesiyle bu fıkraya “yapılacak çağrı”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “ve zorla getirme” ibaresi eklenmiştir.
    76
    12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle, birinci fıkranın (a) bendinin (3)
    numaralı alt bendi ile (b) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan “cinsel saldırı suçu ile”
    ibareleri “cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen
    kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde değiştirilmiştir.
    77 Anayasa Mahkemesi’nin 17/5/2012 tarihli ve E.: 2011/37, K.: 2012/69 sayılı Kararı ile bu alt bentte
    yer alan “… vekili aracılığı ile…” ibaresi iptal edilmiştir.
    işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda,
    baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
  116. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun
    yollarına başvurma.
    (2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade
    edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil
    görevlendirilir.
    (3) Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa
    yazılır.
    (4) (Ek:17/10/2019-7188/21 md.) Soruşturma veya kovuşturma evresinde, dava nakli
    veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında bir yere gitme zorunluluğu doğması
    hâlinde mağdurun yapmış olduğu konaklama, iaşe ve ulaşım giderleri, 10/2/1954 tarihli ve
    6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
    Mağdur ile şikâyetçinin davete uymamaları
    Madde 235 – (1) Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa
    geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır.
    (2) Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.
    (3) Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi
    nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez.
    (4) Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü fıkra
    uygulanmaz.
    Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi
    Madde 236 – (1) Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa
    ilişkin hükümler uygulanır.
    (2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin
    soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya
    çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
    (3) Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer
    mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında
    uzman bir kişi bulundurulur. (Mülga cümle:17/10/2019-7188/22 md.)
    (4) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve
    beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde
    sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanları özel ortamda
    uzmanlar aracılığıyla alınır.
    (5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci
    fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları,
    bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar
    aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde
    ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması
    veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya
    görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir.
    Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek
    suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.
    (6) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin ikinci
    fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olanların soruşturma evresindeki beyanları
    bakımından da beşinci fıkra hükmü uygulanır. Ancak, beyan ve görüntülerin kayda
    alınmasında mağdurun rızası aranır.
    (7) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve
    görüntü kayıtları dava dosyasında saklanır, kimseye verilmez ve gizliliği için gerekli tedbirler
    alınır.
    (8) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Beşinci ve altıncı fıkra kapsamında alınan beyan ve
    görüntü kayıtları, yazılı tutanağa dönüştürülür. Bu tutanak, talepte bulunan şüpheli, sanık,
    müdafii, mağdur, vekil veya kanuni temsilciye verilir. Beyan ve görüntü kayıtları bu kişilere
    soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde gizliliği korunmak suretiyle izletilebilir.
    (9) (Ek:14/11/2024-7532/17 md.) Beşinci ve altıncı fıkrada belirtilen merkezler, devlet
    üniversiteleri tarafından da kurulabilir.
    İKİNCİ KISIM
    Kamu Davasına Katılma
    Kamu davasına katılma
    Madde 237 – (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu
    olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye
    kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
    (2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk
    derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri,
    kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.
    Katılma usulü
    Madde 238 – (1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe
    verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi
    suretiyle olur.
    (2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya
    katılmak isteyip istemediği sorulur.
    (3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya
    katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.
    (4) (Mülga: 18/6/2014 – 6545/103 md.)
    Katılanın hakları
    Madde 239 – (1) (Değişik: 24/7/2008-5793/41 md.) Mağdur veya suçtan zarar gören
    davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile
    kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan
    fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini
    isteyebilir.78
    (2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini
    savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.
    Katılmanın davaya etkisi
    Madde 240 – (1) Katılma davayı durdurmaz.
    (2) Tarihi belirlenmiş olan duruşma ve yargılama usulüne ilişkin diğer işlemler vaktin
    darlığından dolayı katılan kimse çağrılamayacak veya kendisine haber verilemeyecek olsa
    bile belirli gününde yapılır.
    Katılmadan önceki kararlara itiraz
    Madde 241 – (1) Katılmadan önce verilmiş olan kararlar katılana tebliğ edilmez.
    (2) Bu kararlara karşı kanun yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyet savcısı için
    öngörülen sürenin geçmesiyle katılan da başvuru hakkını kaybeder.
    Katılanın kanun yoluna başvurması
    Madde 242 – (1) Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına
    başvurabilir.
    (2) Karar, katılanın başvurusu üzerine bozulursa, Cumhuriyet savcısı işi yeniden takip
    eder.
    Katılmanın hükümsüz kalması
    Madde 243 – (1) Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar,
    katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.
    BEŞİNCİ KİTAP
    Özel Yargılama Usulleri
    BİRİNCİ KISIM
    Gaiplerin ve Kaçakların Yargılanması, Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve
    78 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “cinsel saldırı suçu
    ile” ibaresi “cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı
    işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve” şeklinde değiştirilmiştir.
    Kovuşturmada Temsili, Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme Usulü
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Gaiplerin Yargılanması
    Gaibin tanımı ve yapılabilecek işlemler
    Madde 244 – (1) Bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bulunup da yetkili
    mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık gaip sayılır.
    (2) Gaip hakkında duruşma açılmaz; mahkeme, delillerin ele geçirilmesi veya
    korunması amacıyla gerekli işlemleri yapar.
    (3) Bu işlemler naip hâkim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da yapılabilir.
    (4) Bu işlemler sırasında sanığın müdafii veya kanunî temsilcisi veya eşi hazır
    bulunabilir. Gerektiğinde, mahkemece barodan bir müdafi görevlendirilmesi istenir.
    Gaibe ihtar
    Madde 245 – (1) Adresi bilinmeyen gaibe, mahkeme önüne gelmesi veya adresini
    bildirmesi hususları uygun bir iletişim aracıyla ihtar edilir.
    Sanığa verilecek güvence belgesi
    Madde 246 – (1) Mahkeme, gaip olan sanık hakkında duruşmaya gelmesi hâlinde
    tutuklanmayacağı hususunda bir güvence belgesi verebilir ve bu güvence koşullara
    bağlanabilir.
    (2) Sanık, hapis cezası ile mahkûm olur veya kaçmak hazırlığında bulunur veya
    güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara uymazsa belgenin hükmü kalmaz.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Kaçakların Yargılanması
    Kaçağın tanımı79
    Madde 247 – (1) Hakkındaki soruşturmanın veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını
    sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle
    Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak denir.
    (2) (Ek: 25/5/2005 – 5353/31 md.)80 Hakkında, 248 inci maddenin ikinci fıkrasında
    belirtilen suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli veya sanığın,
    yetkili Cumhuriyet savcısı veya mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı
    79 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına
    “Hakkındaki” ibaresinden sonra gelmek üzere “soruşturmanın veya” ibaresi, “bu nedenle” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi, ikinci fıkrasına “dolayı” ibaresinden sonra gelmek
    üzere “soruşturma veya” ibaresi, “olan” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi, “yetkili”
    ve “ise,” ibarelerinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısı veya” ibaresi ve aynı fıkranın (a) bendine
    “gazete ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiştir.
    80 Bu maddeye 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle ikinci fıkra eklenmiş ve
    diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
    verilen zorla getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme;
    a) Çağrının bir gazete ile şüpheli veya sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak
    suretiyle ilânına karar verir; yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci
    maddede gösterilen tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar,
    b) Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından itibaren onbeş gün
    içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar verir.81
    (3) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 Tarihli ve E: 2022/145, K:
    2023/59 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:2/3/2024-7499/16 md.) Kaçak sanık
    hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve
    ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
    (4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir
    avukat görevlendirilmesini ister.
    Zorlama amaçlı elkoyma ve teminat belgesi82
    Madde 248 – (1) Kaçağın Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya duruşmaya
    gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye’de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla
    orantılı olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi veya mahkeme
    kararıyla elkonulabilir ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama
    kararı müdafiine bildirilir.83
    (2) Birinci fıkra hükmü;
    a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;
  117. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
  118. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80),
  119. Hırsızlık (madde 141, 142),
  120. Yağma (madde 148, 149),
  121. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
  122. Dolandırıcılık (madde 157, 158),
  123. Hileli iflas (madde 161),
  124. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  125. Parada sahtecilik (madde 197),
  126. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),
    81 2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 12 nci maddesiyle, bu bende “başvurmayan” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “şüpheli veya” ibaresi eklenmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072
    sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    82 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına
    “sanığın” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısına başvurmasını veya” ibaresi ve
    “orantılı olarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza
    hâkimi veya” ibaresi eklenmiş; ikinci fıkrasının (a) bendine (16) numaralı alt bendinden sonra gelmek
    üzere (17) numaralı alt bent eklenmiş, diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    83 2/1/2017 tarihli ve 680 sayılı KHK’nin 13 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Kaçak sanığın”
    ibaresi “Kaçağın” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı
    Kanunun 12 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
  127. Zimmet (madde 247),
  128. İrtikâp (madde 250),
  129. Rüşvet (madde 252),
  130. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
  131. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),
  132. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306, 307, 308),
  133. (Ek: 24/11/2016-6763/33 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı
    Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313),
  134. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
  135. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334,
    335, 336, 337),
    Suçları,
    b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah
    kaçakçılığı (madde 12) suçları,
    c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan
    zimmet suçu,
    d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
    e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde
    tanımlanan suçlar,
    Hakkında uygulanır.
    (3) Elkonulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler
    uygulanır. Tedbirlere ilişkin kararların özetinin bir gazetede ilânına sulh ceza hâkimince veya
    mahkemece karar verilebilir.84
    (4) Kaçak yakalandığında veya kendiliğinden gelerek teslim olduğunda elkoymanın
    kaldırılmasına karar verilir.
    (5) Kaçak hakkında 100 üncü ve sonraki maddeler gereğince, sulh ceza hâkimi veya
    mahkeme tarafından yokluğunda tutuklama kararı verilebilir.
    (6) Sulh ceza hâkimi veya mahkeme elkoymaya karar verdiğinde, kaçağın yasal olarak
    bakmakla yükümlü bulunduğu yakınlarının alınan tedbirler nedeniyle yoksulluğa
    düşebileceklerini saptarsa, bunların geçimlerini sağlamak üzere, elkonulan mal varlığından
    sosyal durumları ile orantılı miktarda yardımda bulunulması konusunda kayyıma izin verir.85
    (7) 246 ncı madde hükmü kaçaklar hakkında da uygulanır.
    (8) Bu kararlara karşı itiraz edilebilir.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve Kovuşturmada Temsili
    84 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “ilânına”
    ibaresinden sonra gelmek üzere “sulh ceza hâkimince veya” ibaresi eklenmiştir.
    85 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Mahkeme”
    ibaresi “Sulh ceza hâkimi veya mahkeme” şeklinde değiştirilmiştir.
    Tüzel kişinin temsili
    Madde 249 – (1) Bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı
    yapılan soruşturma ve kovuşturmada tüzel kişinin organ veya temsilcisi, katılan veya
    savunma makamı yanında yer alan sıfatıyla duruşmaya kabul edilir.
    (2) Bu durumda, tüzel kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana veya sanığa
    sağladığı haklardan yararlanır.
    (3) Birinci fıkra hükmü, sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi
    sıfatını taşıması hâlinde uygulanmaz.
    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme
    Seri muhakeme usulü
    Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden
    Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.)
    (1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının
    açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:
    a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
  136. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),
  137. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),
  138. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),
  139. Gürültüye neden olma (madde 183),
  140. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),
  141. Mühür bozma (madde 203),
  142. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),
  143. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),
  144. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268),
    suçları.
    b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
    Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci
    ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.86
    c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci
    fıkrasında belirtilen suç.
    d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve
    Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç.
    e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin
    birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç.
    (2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü
    hakkında bilgilendirir.
    86 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile bu bentte yer alan “birinci, üçüncü ve beşinci
    fıkraları” ibaresi “üçüncü fıkrası” şeklinde değiştirilmiştir.
    (3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye
    teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.
    (4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında
    belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt
    ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme
    suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim
    uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.87
    (5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı
    tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek
    yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.
    (6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından,
    koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.
    (7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin
    uygulanmasına engel teşkil etmez.
    (8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını
    yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;
    a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,
    b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,
    c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,
    d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
    e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama
    tarihleri ile bunların süreleri,
    f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,
    g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,
    h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin
    hususlar ve güvenlik tedbirleri,
    gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği,
    belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza
    Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği
    ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep
    yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir.
    Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra
    talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.
    (9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki
    şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki
    mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında
    belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri
    87 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkraya “temel cezadan” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan
    sonra belirlenen cezadan” ibaresi eklenmiştir.
    doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere
    göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz
    olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.88
    (10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya
    soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına
    gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile
    bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma
    işlemlerinde delil olarak kullanılamaz.
    (11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün
    uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz. (Ek cümle:
    8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama
    girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.
    (12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (…)
    89 hâllerinde
    uygulanmaz.
    (13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste
    bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde,
    seri muhakeme usulü uygulanmaz.
    (14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece
    kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar
    yönünden inceler.
    (15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından
    çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
    Basit yargılama usulü
    Madde 251 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden
    Düzenleme:17/10/2019-7188/24 md.)
    (1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya
    üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün
    uygulanmasına karar verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci
    fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.
    (2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece
    iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını iki hafta
    içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm
    88 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 22 nci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “şartların
    gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirlenen
    yaptırım doğrultusunda” ibaresi “şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında
    olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa
    talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri
    doğrultusunda” şeklinde değiştirilmiştir.
    89 Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan
    “… ile sağır ve dilsizlik…” ibaresi iptal edilmiştir.
    verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve
    kuruluşlardan talep edilir.90
    (3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma
    yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci
    maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine
    hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.
    (4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek
    yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından
    yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
    verilebilir.
    (5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.
    (6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar
    her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.
    (7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, (…)
    91 hâlleri ile soruşturma
    veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.
    (8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir
    suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.
    Basit yargılama usulünde itiraz
    Madde 252 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden
    Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.)
    (1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde
    itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.
    (2) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece dosya, o
    yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması hâlinde tevzi kriterlerine göre belirlenen
    asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere
    göre yargılamaya devam olunur. Tek asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise, aynı
    mahkemede yetkili başka bir hakim varsa bu hakim tarafından; aksi hâlde adli yargı ilk derece
    mahkemesi adalet komisyonu başkanınca görevlendirilen hakim tarafından duruşma açılır ve
    genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve
    yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede
    bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz
    edilmemiş sayılır.
    (3) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken,
    251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verilen hükümle bağlı değildir.
    Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü
    90 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “on beş gün” ibaresi
    “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    91 Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E: 2024/66, K: 2024/188 Sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan
    “…sağır ve dilsizlik…” ibaresi iptal edilmiştir.
    fıkrası uyarınca indirim uygulanır.
    (4) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması
    hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu
    sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır.
    (5) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı
    genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir.
    (6) (Değişik:2/3/2024-7499/17 md.) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı
    veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince
    değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye
    yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını
    gereği için mahkemesine gönderir.
    (7) (Ek:2/3/2024-7499/17 md.)Birinci fıkradaki itirazın, yargılama giderine, vekâlet
    ücretine veya maddi hataya ilişkin olması hâlinde 268 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü
    uygulanır. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için
    mahkemesine gönderir.
    İKİNCİ KISIM
    Uzlaşma ve Müsadere
    BİRİNCİ BÖLÜM
    Uzlaşma
    Uzlaştırma929394
    Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
    (1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel
    hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
    a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
    b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;95
  145. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
  146. Taksirle yaralama (madde 89),
    92 Bu madde başlığı “Uzlaşma” iken, 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle
    metne işlendiği şekilde değiştirilmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3)
    numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiş ve diğer alt
    bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    93 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle üçüncü fıkraya “birlikte” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş, onikinci fıkrada yer alan “en çok yirmi gün
    daha” ibaresi “her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez” şeklinde değiştirilmiştir.
    94 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu maddenin onbeşinci ve
    yirmibirinci fıkralarında yer alan “Cumhuriyet savcısına” ibareleri “uzlaştırma bürosuna” şeklinde
    değiştirilmiştir.
    95 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle, (b) bendinin mevcut (4), (5) ve (6)
    numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere sırasıyla alt bentler eklenmiş ve bent numaraları buna
    göre teselsül ettirilmiştir.
  147. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
  148. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
  149. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci
    fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
  150. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141),
  151. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (madde 155),
  152. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık (madde 157),
  153. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
    (madde 165),
  154. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
  155. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin
    açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
    suçları.
    c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya
    özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst
    sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
    (2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer
    kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık
    hüküm bulunması gerekir.
    (3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa
    karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (125 inci maddenin
    ikinci fıkrası), uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma
    kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı
    işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.969798
    (4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
    şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından
    görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde
    bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi
    kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe
    yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde
    bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 9899
    96 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “etkin pişmanlık
    hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
    97 12/5/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “suçlarda,” ibaresi
    “suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A),” şeklinde değiştirilmiştir.
    98 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle üçüncü fıkrasında yer alan “suçlarda ve ısrarlı
    takip suçunda (madde 123/A), uzlaştırma” ibaresi “suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
    suçunda (125 inci maddenin ikinci fıkrası), uzlaştırma” şeklinde ve dördüncü fıkrasında yer alan “üç gün”
    ibaresi “yedi gün” şeklinde değiştirilmiştir.
    99 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “hâlinde,
    Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi” ibaresi “ve kamu davası açılması için
    yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen
    uzlaştırmacı” şeklinde ve “Cumhuriyet savcısı” ibaresi “Uzlaştırmacı,” şeklinde değiştirilmiştir.
    (5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı
    kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
    (6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste
    bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene,
    şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna
    gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
    (7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan
    dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin
    uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
    (8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu
    suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.
    (9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
    (10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri,
    uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur.
    (11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet
    savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya,
    soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.100
    (12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren
    en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Uzlaştırma bürosu bu süreyi her
    defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
    (13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine
    şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli,
    mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere
    katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
    (14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak
    Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.
    (15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine
    verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi
    halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır.
    (Ek cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu soruşturma dosyasını, raporu ve
    varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
    (16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar
    gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar
    Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.
    (17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve
    edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak
    soruşturma dosyasında muhafaza eder.
    (18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
    100 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet
    savcısı” ibaresi “Uzlaştırma bürosu” şeklinde değiştirilmiştir.
    (19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında
    kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması,
    takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın,
    şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince
    zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın
    gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart
    aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)101 Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit
    edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç
    nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin,
    edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı
    İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.102
    (20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma
    ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
    (21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde
    bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının
    raporunu düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma
    koşulu olan dava süresi işlemez.
    (22) (Değişik birinci cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet Bakanlığı
    tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri,
    yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi
    tarafından karşılanır.
    (23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen
    kanun yollarına başvurulabilir.
    (24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde
    uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile personel görevlendirilir.
    Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen
    uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa
    yazılı anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma
    bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.103
    (25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev
    ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve
    denetimleri ile uzlaştırmacı sicili, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin
    düzenlenmesi, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul
    ve esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve raporda yer alacak
    konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca
    101 Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E: 2023/43, K: 2023/141 Sayılı Kararı ile bu fıkrada
    yer alan ” Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası
    açılamaz;…” ibaresi iptal edilmiştir.
    102 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkranın beşinci cümlesinin başına
    “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya
    çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;” ibaresi eklenmiştir.
    103 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “avukatların veya hukuk
    öğrenimi görmüş kişilerin” ibaresi “hukuk fakültesi mezunlarının” şeklinde değiştirilmiştir.
    çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
    Mahkeme tarafından uzlaştırma
    Madde 254 – (Değişik: 6/12/2006-5560/25 md.)
    (1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında
    olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede
    belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.104
    (2) (Değişik:7/11/2024-7531/17 md.) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme,
    uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar
    verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya
    süreklilik arzetmesi halinde durma kararı verilir. Durma süresince zamanaşımı işlemez.
    Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden
    devam olunur.
    Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma
    Madde 255 – (1) Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi
    tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.
    İKİNCİ BÖLÜM
    Müsadere Usulü
    Başvuru
    Madde 256 – (1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış
    veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için,
    Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.
    (2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri
    ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re’sen veya
    ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.
    Duruşma ve karar
    Madde 257 – (1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak
    verilir.
    (2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı
    olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler.
    (3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini
    engellemez.
    Kanun yolu
    104 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer
    alan “uzlaştırma işlemleri” ibaresi “kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin” şeklinde ve “göre,
    mahkeme tarafından yapılır.” ibaresi “göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.”
    şeklinde değiştirilmiştir.
    Madde 258 – (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet
    savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır.
    Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi
    Madde 259 – (1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın
    müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir.
    ALTINCI KİTAP
    Kanun Yolları
    BİRİNCİ KISIM
    Genel Hükümler
    Kanun yollarına başvurma hakkı
    Madde 260 – (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli,
    sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış,
    reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun
    yolları açıktır.
    (2) (Değişik: 18/6/2014-6545/73 md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet
    savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye
    mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı
    kanun yollarına başvurabilirler.
    (3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.
    Avukatın başvurma hakkı
    Madde 261 – (1) Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık
    arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.
    Yasal temsilcinin ve eşin başvurma hakkı
    Madde 262 – (1) Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık
    olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın
    başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler
    için de geçerlidir.
    Tutuklunun kanun yollarına başvurması
    Madde 263 – (1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu
    bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu
    hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.
    (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili
    deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan
    şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.
    (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak
    ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.
    (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı
    zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.
    Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma
    Madde 264 – (1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin
    belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.
    (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan
    mercie gönderir.
    Cumhuriyet savcısının başvuru sonucunun kapsamı
    Madde 265 – (1) Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar,
    sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine
    başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır
    bir cezayı içeremez.
    Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi
    Madde 266 – (1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii
    tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık
    lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.
    (2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel
    yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.
    (3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya
    sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan
    vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.
    İKİNCİ KISIM
    Olağan Kanun Yolları
    BİRİNCİ BÖLÜM
    İtiraz
    İtiraz olunabilecek kararlar
    Madde 267 – (1) Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme
    kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
    İtiraz usulü ve inceleme mercileri
    Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm
    koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta
    içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt
    kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı
    mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.105
    (2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir;
    yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
    (3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
    a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan
    itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde,
    numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı
    hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı
    çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine;
    ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza
    mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
    b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole
    ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu
    asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu
    hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza
    hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi
    tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.
    c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların
    incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile
    başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza
    mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen
    daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi
    varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.
    d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır
    ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde
    belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
    e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin
    esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin
    kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara
    itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.
    İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi
    Madde 269 – (1) İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz.
    (2) Ancak, kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına
    karar verebilir.
    105 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi
    “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma
    yapılması
    Madde 270 – (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı,
    Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi
    gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.
    (2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz
    üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya
    müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir.
    Karar
    Madde 271 – (1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında
    duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve
    sonra müdafi veya vekil dinlenir.
    (2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.
    (3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.
    (4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından
    verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
    İKİNCİ BÖLÜM
    İstinaf
    İstinaf
    Madde 272 – (1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna
    başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye
    mahkemesince re’sen incelenir.
    (2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu
    öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.
    (3) Ancak;
    a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları
    hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına
    mahkûmiyet hükümlerine,106
    b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat
    hükümlerine,
    c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,
    Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.) Bu suretle
    verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
    İstinaf istemi ve süresi
    Madde 273 – (1) İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten
    itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir
    beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime
    onaylattırılır. Tutuklu sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. 107
    (2) (Mülga:2/3/2024-7499/18 md.)
    (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/75 md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet
    savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı,
    kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna
    başvurabilirler.107
    (4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara
    bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş
    bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme
    yapılmasına engel olmaz.
    (5) Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte
    yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden
    itibaren iki hafta içinde bu husustaki cevaplarını bildirebilirler.107
    Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi
    106 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu bentte yer alan “üçbin” ibaresi
    “onbeşbin” şeklinde değiştirilmiştir.
    107 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile birinci fıkrasında yer alan “hükmün
    açıklanmasından itibaren yedi gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten
    itibaren iki hafta” şeklinde, üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan “yedi gün” ibareleri “iki hafta”
    şeklinde değiştirilmiştir.
    Madde 274 – (1) Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükümlere karşı eski hâle getirme
    isteminde bulunabilir. Eski hâle getirme süresi içinde de istinaf süresi işler. Sanığın eski hâle
    getirme isteminde bulunduğu hâllerde, ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir. Bu hâlde istinaf
    istemi ile ilişkili işler, eski hâle getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir.
    İstinaf başvurusunun etkisi
    Madde 275 – (1) Süresi içinde yapılan istinaf başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller.
    (2) (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)
    İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi
    Madde 276 – (1) İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine
    istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın
    buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder.
    (2) İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının
    kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir
    karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir.
    Ancak, bu nedenle hükmün infazı ertelenemez.108
    İstinaf isteminin tebliği ve cevabı
    Madde 277 – (1) 276 ncı maddeye göre hükmü veren mahkemece reddedilmeyen
    istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf,
    tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevabını verebilir. 108
    (2) Karşı taraf sanık ise, bir tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapılacak bir
    beyanla da cevabını verebilir. Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra
    dava dosyası, bölge adliye mahkemesine gönderilir.109
    (3) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.
    Dosyanın bölge adliye mahkemesinde tevzii110
    Madde 278 – (Değişik: 15/8/2016-KHK-674/14 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-
    6758/14 md.)
    (1) Dava dosyası, bölge adliye mahkemesine geldiğinde işbölümüne göre görevli ceza
    dairesine verilir. Daire, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlar.
    108 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi
    “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    109 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “sunulmak üzere,
    Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına” ibaresi
    yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci
    maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    110 Bu madde başlığı “Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının görevi” iken, 15/8/2016 tarihli ve
    674 sayılı KHK’nin 14 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiş olup, daha sonra bu hüküm
    10/11/2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    Dosya üzerinde ön inceleme
    Madde 279 – (1) Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda;
    a) Bölge adliye mahkemesinin yetkili olmadığının anlaşılması hâlinde dosyanın yetkili
    bölge adliye mahkemesine gönderilmesine,
    b) Bölge adliye mahkemesine başvurunun süresi içinde yapılmadığının, incelenmesi
    istenen kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının,
    başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması hâlinde istinaf başvurusunun reddine,
    Karar verilir. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/76 md.) Bu kararlar itiraza tabidir.
    Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma
    Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş
    olan delilleri inceledikten sonra;111112113
    a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka
    aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat
    bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan
    reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer
    alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan
    reddine,
    b) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma
    nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin
    uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun
    esastan reddine,
    c) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.)114 Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı
    kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık
    sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar
    verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan
    reddine,
    d) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan
    davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi
    111 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan
    “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b)
    ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir.
    112 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 77 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendine “303 üncü
    maddenin birinci fıkrasının (c), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka
    aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,” ibaresi eklenmiş; (c) bendinde yer alan “ilk
    derece mahkemesinin kararını kaldırarak” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
    113 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet
    Başsavcılığının tebliğnamesini,” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016
    tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    114 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c)
    bendi, mevcut (d) bendinden sonra gelmek üzere (f) bendi eklenmiş ve bentler buna göre teselsül
    ettirilmiştir.
    gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
    e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h)
    bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde
    hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü
    bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk
    derece mahkemesine gönderilmesine,115
    f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının
    gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da
    davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu
    olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere
    hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir
    ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
    g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve
    duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
    Karar verir.
    (2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf
    başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden
    hüküm kurar.
    (3) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların
    sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara
    da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen
    kararlardan yararlanırlar.
    Duruşma hazırlığı
    Madde 281 – (1) Duruşma hazırlığı aşamasında bölge adliye mahkemesi daire başkanı
    veya görevlendireceği üye, 175 inci madde hükümlerine uygun olarak duruşma gününü
    saptar; gerekli çağrıları yapar.116 (Mülga ikinci cümle: 20/7/2017-7035/16 md.)
    (2) Mahkemece, gerekli görülen tanıkların, bilirkişilerin dinlenilmesine ve keşfin
    yapılmasına karar verilir.
    İstisnalar
    Madde 282 – (1) Duruşma açıldığında aşağıda gösterilen istisnalar dışında bu
    Kanunun duruşma hazırlığı, duruşma ve karara ilişkin hükümleri uygulanır:117
    115 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 98 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasının (d)
    bendinde yer alan “maddede” ibaresi “maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer
    bentlerinde” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 92
    nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    116 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkraya “mahkemesi” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “daire” ibaresi eklenmiştir.
    117 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle, bu fıkranın (a) bendinde yer alan
    “okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde, (b) bendinde yer alan “de okunur” ibaresi “anlatılır” şeklinde
    a) Duruşma, bu Kanunun öngördüğü genel hükümlere göre başladıktan sonra
    görevlendirilen üyenin inceleme raporu anlatılır.
    b) İlk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü anlatılır.
    c) (Değişik: 20/7/2017-7035/17 md.) İlk derece mahkemesinde dinlenilen tanıkların
    ifadelerini içeren tutanaklar ile keşif tutanakları ve bilirkişi raporu anlatılır.
    d) (Ek: 20/7/2017-7035/17 md.) Bölge adliye mahkemesi duruşma hazırlığı
    aşamasında toplanan delil ve belgeler, yapılmışsa keşif ve bilirkişi açıklamalarına ilişkin
    tutanak ve raporlar anlatılır.118
    e) Bölge adliye mahkemesi duruşmasında dinlenilmeleri gerekli görülen tanık ve
    bilirkişiler çağrılır.
    f) (Ek:17/10/2019-7188/28 md.) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin davetiye tebliğ
    edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu
    tutanakları anlatılmak suretiyle dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, 195 inci madde
    hükümleri saklı kalmak üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin
    verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenmesi gerekir.
    Sanık lehine başvurma hâlinde verilecek hüküm
    Madde 283 – (1) İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen
    hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.119
    Direnme yasağı
    Madde 284 – (1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez;
    bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.
    (2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır.
    Özel kanunların temyize ilişkin hükümleri
    Madde 285 – (1) 23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş
    Birliği Kanununun 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü hariç; diğer kanunlarda temyiz
    edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye
    mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin ilk derece mahkemelerinin karar ve
    hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulur.120
    değiştirilmiş, aynı fıkraya (c) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş ve mevcut (d) bendi (e)
    bendi olarak teselsül ettirilmiştir.
    118 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 99 uncu maddesiyle, bu bentte yer alan “okunur” ibaresi
    “anlatılır” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 93
    üncü maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    119 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu fıkraya “yoluna” ibaresinden
    sonra gelmek üzere “yalnız” ibaresi eklenmiştir.
    120 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Türk Ceza
    Kanununun” ibaresi “23/4/2016 tarihli ve 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği
    Kanununun” şeklinde değiştirilmiştir.
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Temyiz
    Temyiz
    Madde 286 – (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan
    hükümleri temyiz edilebilir.
    (2) Ancak;121
    a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı
    ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge
    adliye mahkemesi kararları,
    b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını
    artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
    c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.)122 Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin
    ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek
    yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
    d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118 sayılı
    Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa bölge adliye
    mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan
    mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve
    kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı
    adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
    e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen
    hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
    f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya
    bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf
    başvurusunun esastan reddine dair kararları,
    g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk
    derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan
    reddine dair kararları,
    h) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer
    olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge
    adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair
    kararlar,
    ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde,
    cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları,
    Temyiz edilemez.
    (3) (Ek:17/10/2019-7188/29 md.) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar
    121 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 78 inci maddesiyle bu fıkranın (d) bendinde yer alan “suç
    niteliğini değiştirmeyen” ibaresi “her türlü” şeklinde değiştirilmiş; (f) bendinde yer alan “bölge adliye
    mahkemesince verilen beraat kararları ile” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
    122 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 20 nci maddesiyle, (b) bendinden sonra gelmek üzere (c)
    bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza
    dairelerinin kararları temyiz edilebilir:
    a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
  156. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
  157. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
  158. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
  159. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
  160. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
  161. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
  162. (Ek:13/10/2022-7418/30 md.)
    123 Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde
    217/A),
  163. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
  164. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
  165. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını
    aşağılama (madde 301),
  166. Silâhlı örgüt (madde 314),
  167. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
    suçları.
    b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci
    maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
    c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31
    inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.
    Hükümden önceki kararların temyizi
    Madde 287 – (1) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun
    yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararları da hükümle beraber temyiz olunabilir.
    Temyiz nedeni
    Madde 288 – (1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
    (2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.
    Hukuka kesin aykırılık hâlleri
    Madde 289 – (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda
    yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
    a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
    b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme
    katılması.
    123 13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, (6) numaralı alt bentten sonra
    gelmek üzere alt bent eklenmiş ve diğer alt bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.
    c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul
    olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip
    hâkimin hükme katılması.
    d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili
    görmesi.
    e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken
    diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
    f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
    g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
    h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının
    sınırlandırılmış olması.
    i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
    Sanığın yararına olan kurallara aykırılık
    Madde 290 – (1) Sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine
    hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermez.
    Temyiz istemi ve süresi
    Madde 291 – (1) Temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten
    itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir
    beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime
    onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. 124
    (2) (Mülga:2/3/2024-7499/19 md.)
    Eski hâle getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi
    Madde 292 – (1) Sanığın aleyhine, yokluğunda verilen hükümlerde eski hâle getirme
    istemiyle ilgili olarak 274 üncü madde hükümleri uygulanır.
    Temyiz başvurusunun etkisi
    Madde 293 – (1) Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini
    engeller.
    (2) (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)
    Temyiz başvurusunun içeriği
    Madde 294 – (1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz
    124 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi ile bu fıkrada yer alan “hükmün
    açıklanmasından itibaren on beş gün” ibaresi “hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten
    itibaren iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    başvurusunda göstermek zorundadır. (Ek cümle:2/3/2024-7499/20 md.) Cumhuriyet savcısı
    temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.
    (2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.
    Temyiz gerekçesi
    Madde 295 – (Mülga:2/3/2024-7499/21 md.)
    Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren
    mahkemece reddi
    Madde 296 – (1) Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya
    temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü
    temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.
    (2) Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde
    Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir.
    Ancak, bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez.125
    Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi
    Madde 297 – (1) 296 ncı maddeye göre hükmü veren bölge adliye mahkemesince
    reddedilmeyen temyiz istemine ilişkin dilekçesinin bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı
    taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevabını verebilir. 126
    (2) Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge
    adliye mahkemesi tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.127
    (3) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz
    etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile
    katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren iki hafta
    içinde yazılı olarak cevap verebilir.126
    (4) Üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatlar, ilgililerin dava dosyasından belirlenen
    son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur.
    (5) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.
    Temyiz isteminin reddi
    Madde 298 – (1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını,
    hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz
    dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.
    125 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi
    “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    126 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile birinci fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi “iki
    hafta” ve üçüncü fıkrada yer alan “bir hafta” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    127 15/8/2016 tarihli ve 674 sayılı KHK’nin 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Cumhuriyet
    Başsavcılığı” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra bu hüküm 10/11/2016 tarihli ve 6758
    sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
    Duruşmalı inceleme
    Madde 299 – (1) On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay,
    incelemelerini uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir. Duruşma gününden sanığa,
    katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini
    bir müdafi ile de temsil ettirebilir.128
    (2) Sanık, tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.
    Duruşmada usul
    Madde 300 – (1) Duruşmadan önce görevlendirilen üye veya tetkik hâkimi tarafından
    hazırlanan rapor üyelere açıklanır. Üyeler, ayrıca bizzat dosyayı incelerler. Bu hususlar
    gerçekleştikten sonra duruşma açılır.
    (2) Duruşmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine görevlendirdiği Yargıtay
    Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafii, katılan ve vekili iddia ve savunmalarını açıklar. Temyizi
    istemiş olan tarafa önce söz verilir. Her hâlde son söz sanığındır.
    Temyizde incelenecek hususlar
    Madde 301 – (1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz
    istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar
    hakkında incelemeler yapar.
    Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması
    Madde 302 – (1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca
    hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine karar verilir.
    (2) Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek
    nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.
    (3) Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede
    açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir.
    (4) Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan
    işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.
    (5) 289 uncu madde hükümleri saklıdır.
    Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi
    Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka
    aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına
    128 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 100 üncü maddesiyle, bu fıkranın birinci cümlesinde yer
    alan “sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla
    yapar” ibaresi “uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir” şeklinde değiştirilmiş, daha sonra
    bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesiyle aynen kabul edilerek
    kanunlaşmıştır.
    hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
    a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya
    da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
    b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı
    cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.
    c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru
    gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise.
    d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece
    sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun
    ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci
    hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
    e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın
    belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise.
    f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının
    belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.
    g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden
    eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
    h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa
    göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.
    Yargıtay kararının gönderileceği merci
    Madde 304 – (1) (Değişik:20/2/2019-7165/8 md.) Yargıtayca 302 nci maddenin
    birinci fıkrası veya 303 üncü madde uyarınca verilen kararlara ilişkin dosya ilk derece
    mahkemesine, kararın bir örneği ise bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay
    Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
    (2) Yargıtay, dosyayı 303 üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden
    incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer
    bir bölge adliye mahkemesine gönderir. (Ek cümleler:20/2/2019-7165/8 md.) Ancak bozma
    kararı,
    a) İstinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı
    veren ilk derece mahkemesine,
    b) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin
    ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine ya da bozma kararının içeriği
    doğrultusunda Yargıtayca uygun görülmesi halinde bölge adliye mahkemesine,
    gönderilir. Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği hallerde, kararın bir örneği
    de bölge adliye mahkemesine gönderilir.
    (3) Hüküm, mahkemenin hukuka aykırı olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden
    dolayı bozulmuşsa, Yargıtay aynı zamanda dosyayı görevli veya yetkili mahkemeye gönderir.
    (4) İlk derece mahkemesi tarafından doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlerle
    ilgili olarak verilen karara ilişkin dosya, hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmek
    üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
    Yargıtayda hükmün açıklanması
    Madde 305 – (1) Hüküm, 231 inci madde gereğince açıklanır. Buna olanak
    bulunmadığı takdirde duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün içinde karar verilir.
    Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi
    Madde 306 – (1) Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde
    bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde
    bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.
    Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri
    Madde 307 – (1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak
    bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
    (2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ
    olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle
    bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında
    bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise,
    her hâlde dinlenmesi gerekir.
    (3) (Ek:20/2/2019-7165/9 md.)129 Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması
    hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına
    bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir.
    (4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin
    direnme hakkı vardır. (Değişik ikinci cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Direnme kararları,
    kararına direnilen daireye gönderilir. (Ek iki cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Daire,
    mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir;
    görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza
    Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.
    (5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci
    maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle
    belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
    ÜÇÜNCÜ KISIM
    Olağanüstü Kanun Yolları
    BİRİNCİ BÖLÜM
    129 20/2/2019 tarihli ve 7165 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle, ikinci fıkradan sonra gelmek üzere
    fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
    Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi130
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi
    Madde 308 – (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay
    Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren
    bir ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.131
    (2) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye
    gönderilir.
    (3) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve
    yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
    Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisi
    Madde 308/A- (Ek: 20/7/2017-7035/23 md.)
    (1) (Değişik cümle: 28/3/2023-7445/22 md.) Bölge adliye mahkemesi ceza
    dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet
    başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay
    içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. (Ek cümleler:
    28/3/2023-7445/22 md.) Sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte
    esaslı bir hatanın bulunması zorunlu olup, bu itiraz sanık veya müdafiine daire tarafından
    tebliğ olunur. Tebligat, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla
    geçerli olur. İlgililer, tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir. (Değişik
    cümleler: 17/10/2019-7188/30 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve
    yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri
    başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz edilen dairenin
    başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır. (Ek
    cümleler: 17/10/2019-7188/30 md.) Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için
    dairesine gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge
    adliye mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları arasından
    belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun
    bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından
    belirlenir.132 133
    İKİNCİ BÖLÜM
    Kanun Yararına Bozma
    Kanun yararına bozma
    Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz
    130 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, bu bölüm başlığında yer alan
    “Yargıtay” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
    131 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “otuz gün” ibaresi
    “bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.
    132 Anayasa Mahkemesinin 26/1/2022 tarihli ve E.:2021/48; K.:2022/7 sayılı Kararı ile bu fıkranın
    birinci cümlesi “sanığın aleyhine itirazlar” yönünden iptal edilmiştir.
    133 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “otuz gün” ibaresi “bir ay”
    ve “yedi gün” ibaresi “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu
    öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal
    nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.134
    (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün
    bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
    (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü
    kanun yararına bozar.
    (4) Bozma nedenleri:
    a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı
    veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
    b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma
    hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren
    hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir.
    Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
    c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte
    sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
    d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif
    bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
    (5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması
    Madde 310 – (1) 309 uncu maddede belirtilen yetki, aynı maddenin dördüncü
    fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına olarak re’sen Yargıtay
    Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da kullanılabilir.
    (2) 309 uncu madde gereğince Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda bu yetki,
    artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz.135
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Yargılamanın Yenilenmesi
    Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri
    Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı
    hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
    a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
    b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek
    biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy
    verdiği anlaşılırsa.
    134 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Adalet Bakanı”
    ibaresi, “Adalet Bakanlığı” olarak değiştirilmiştir.
    135 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 26 ncı maddesiyle bu fıkrada yer alan “Adalet Bakanı”
    ibaresi, “Adalet Bakanlığı” olarak değiştirilmiştir.
    c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında,
    aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde
    görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
    d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm
    kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
    e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden
    sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı
    içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
    f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin
    veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının,
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza
    hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane
    çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde
    yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
    itibaren bir yıl içinde istenebilir.136
    (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları
    Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları
    Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
    İnfazın geri bırakılması veya durdurulması
    Madde 312 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak
    mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.
    Yargılamanın yenilenmesine engel olmayan hâller
    Madde 313 – (1) Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü,
    yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.
    (2) Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde
    bulunabilirler.
    (3) İkinci fıkrada sayılan kişilerin yokluğu hâlinde, Adalet Bakanı da yargılamanın
    yenilenmesi isteminde bulunabilir.
    Sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri
    Madde 314 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı
    hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar
    görülür:
    136 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun 18 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “tespit edilmiş
    olması” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları
    Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda
    düşme kararı verilmesi” ibaresi eklenmiştir.
    a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir
    belgenin sahteliği anlaşılırsa.
    b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza
    ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü
    lehine kusur etmiş ise.
    c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte
    ikrarda bulunmuşsa.
    Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmeyeceği hâl
    Madde 315 – (1) Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere
    cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez.
    (2) Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın
    yenilenmesi yoluna gidilemez.
    Bir suça dayanan yenileme istemlerinin kabulü koşulları
    Madde 316 – (1) Bir suç iddiasına dayandırılan yenileme istemi, ancak bu fiilden
    dolayı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilmiş veya mahkûmiyeti gerektirecek nitelikte
    kuvvetli delil bulunmaması dışında bir nedenle ceza soruşturmasına başlanamamış veya
    sürdürülememişse kabul edilebilir. Bu madde, 311 inci maddenin birinci fıkrasının (e)
    bendinde yazılı hâlde uygulanmaz.
    Yenileme istemi hakkında uygulanacak hükümler
    Madde 317 – (1) Kanun yollarına başvurma hakkındaki genel hükümler, yargılamanın
    yenilenmesi istemi hakkında da uygulanır.
    (2) Yargılamanın yenilenmesi istemi, bunun yasal nedenleri ile dayandığı delilleri
    içerir.
    Yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii
    Madde 318 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur.
    Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.
    (2) 303 üncü madde gereğince Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de
    hükmü vermiş olan mahkemeye başvurulur.
    (3) Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar,
    duruşma yapılmaksızın verilir.
    Yenileme isteminin kabule değer görülmemesi nedenleri ve kabulü hâlinde
    yapılacak işlem
    Madde 319 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde
    yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya
    bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.
    (2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa iki hafta içinde
    bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.137
    (3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.
    Delillerin toplanması
    Madde 320 – (1) Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa
    delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği
    gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir.
    (2) Delillerin mahkemece veya naip hâkim tarafından veya istinabe suretiyle
    toplanması sırasında, soruşturmaya ilişkin hükümler uygulanır.
    (3) Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm
    kurulmuş olan kişiden iki haftalık süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir.138
    Yenileme isteminin esassız olmasından dolayı reddi, aksi takdirde kabulü
    Madde 321 – (1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli
    derecede doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314
    üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların
    önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi
    esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.
    (2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar
    verir.
    (3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
    Duruşma yapılmaksızın yenileme isteminin incelenmesi
    Madde 322 – (1) Hükümlü ölmüşse mahkeme yeniden duruşma yapmaksızın gerekli
    delilleri topladıktan sonra hükümlünün beraatine veya yargılamanın yenilenmesi isteminin
    reddine karar verir.
    (2) Diğer hâllerde de mahkeme, bu hususta yeterli delil varsa Cumhuriyet savcısının
    uygun görüşünü aldıktan sonra duruşma yapmaksızın hükümlünün derhâl beraatine karar verir.
    (3) Mahkeme beraat kararı ile beraber önceki hükmün ortadan kaldırılmasını da karar
    altına alır.
    (4) Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan kimse isterse, gideri Devlet
    Hazinesine ait olmak üzere önceki hükmün iptaline ilişkin karar Resmî Gazete ile ilân
    olunacağı gibi mahkemenin takdirine göre diğer gazetelerle de ilân edilebilir.
    137 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi gün” ibaresi
    “iki hafta” şeklinde değiştirilmiştir.
    138 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile bu fıkrada yer alan “yedi günlük” ibaresi “iki
    haftalık” şeklinde değiştirilmiştir.
    Yeniden duruşma sonucunda verilecek hüküm
    Madde 323 – (1) Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü
    onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.
    (2) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlünün lehine olarak yapılmışsa, yeniden
    verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.
    (3) Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı
    kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz
    edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu Kanunun 141 ilâ 144 üncü
    maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir.
    YEDİNCİ KİTAP
    Yargılama Giderleri ve Çeşitli Hükümler
    BİRİNCİ KISIM
    Yargılama Giderleri
    Yargılama giderleri
    Madde 324 – (1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile
    soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden
    yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.
    (2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.
    (3) Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın
    miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.
    (4) Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine
    göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu
    hükümlerine göre yerine getirilir. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/100 md.) Devlete ait yargılama
    giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
    Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu
    giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.
    (5) Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için
    görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet
    Hazinesince karşılanır.
    Sanığın yükümlülüğü
    Madde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün
    yargılama giderleri sanığa yüklenir.
    (2) (Değişik: 6/12/2006-5560/27 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve
    cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
    (3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle
    giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa
    yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya
    tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir.
    (4) Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü
    tutulmazlar.
    Bağlantılı davalarda giderler
    Madde 326 – (1) Birden çok suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma yapılmış olan kimse,
    bunların bir kısmından mahkûm olmuş ise, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği
    giderleri ödemekle yükümlü değildir.
    (2) İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet
    verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.
    Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider
    Madde 327 – (1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen
    kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.
    (2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.
    Karşılıklı hakaret hâllerinde gider
    Madde 328 – (1) Karşılıklı hakaret hâllerinde taraflardan biri veya her ikisi hakkında
    ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi; bunlardan birinin veya her ikisinin
    giderleri karşılamaya mahkûm edilmelerine engel olmaz.
    Suç uydurma ve iftira gibi hâllerde gider
    Madde 329 – (1) Suç uydurup iftirada bulunduğu sabit olan kimse, bu nedenle
    yapılmış giderleri ödemeye mahkûm edilir.
    Kanun yollarına başvuru sonucunda gider
    Madde 330 – (1) Kanun yollarından birine başvuran taraf, bu başvurusunu geri
    almasından veya başvurunun reddolunmasından ileri gelen giderleri öder. Kanun yollarına
    başvuran Cumhuriyet savcısı ise, sanığın ödemek zorunda bulunduğu giderler Devlet
    Hazinesine yükletilir.
    (2) Kanun yoluna başvuranın istemi kısmen kabul olunmuş ise, mahkeme uygun
    gördüğü şekilde giderleri bölüştürür.
    (3) Kesinleşmiş bir hüküm ile sonuçlanan bir duruşma hakkındaki yargılamanın
    yenilenmesi isteminden ileri gelen giderler hakkında da aynı hüküm geçerlidir.
    (4) Eski hâle getirme isteminden doğan giderler, hasım tarafının esassız karşı
    koymasından meydana gelmiş değilse, bu istemi ileri sürene yükletilir.
    İKİNCİ KISIM
    Çeşitli Hükümler
    Adlî tatil
    Madde 331 – (1) (Değişik: 8/8/2011-KHK-650/27 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin
    18/7/2012 tarihli ve E.: 2011/113 K.: 2012/108 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme:
    27/6/2013-6494/25 md.) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak
    üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.
    (2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer
    hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek
    Kurulunca belirlenir.
    (3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere
    ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin
    incelemelerini yapar.
    (4) Adlî tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç
    gün uzatılmış sayılır.
    Bilgi isteme
    Madde 332 – (1) Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı,
    hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi
    zorunludur. Eğer bu süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebi ve en geç
    hangi tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir.
    (2) Bilgi istenen yazıda yukarıdaki fıkra hükmü ile buna aykırı hareket etmenin Türk
    Ceza Kanununun 257 nci maddesine aykırılık oluşturabileceği yazılır. Bu durumda haklarında
    kamu davasının açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler hakkında, yasama
    dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma yapılır.
    Yönetmelik
    Madde 333 – (1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler, aksine hüküm bulunmadıkça,
    ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılır.
    Kolluk görevlilerine yönelik özel hükümler
    Ek Madde 1- (Ek: 3/5/2016-6713/10 md.)
    (1) Kolluk görevlileri hakkındaki öldürme, kasten yaralama, işkence, zor kullanma
    yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçları ile örgüt
    faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili iddialara ilişkin soruşturmaları Cumhuriyet
    savcıları bizzat ve öncelikle yapar. Bu suçlardan dolayı kolluk görevlileri hakkında açılan
    davalar, acele işlerden sayılır. Bu tür davaların kanun yolu incelemesi de öncelikli olarak
    yapılır.
    Geçici Madde 1 – (Ek:24/1/2013-6411/2 md.)
    (1) Bu Kanunun 202 nci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen yönetmelik, Adalet
    Bakanlığınca bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde
    çıkarılır. Bu yönetmelik uyarınca tercüman listeleri oluşturuluncaya kadar bu Kanunun 202
    nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen tercüme hizmetleri sanığın kendisi tarafından
    getirilen tercüman tarafından yerine getirilir.
    Geçici Madde 2 – (Ek: 11/4/2013-6459/21 md.)
    (1) İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki
    protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları
    Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi
    Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci
    maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe
    girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.
    Geçici Madde 3- (Ek: 15/8/2017-KHK-694/149 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-
    7078/144 md.)
    Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar milletvekilleri hakkında açılmış olan
    davalarda, bu maddeyi ihdas eden Kanun Hükmünde Kararname ile bu Kanunun 161 inci
    maddesine eklenen dokuzuncu fıkra hükmü uyarınca yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilemez;
    bu davalara kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakılmaya devam
    olunur. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar milletvekilleri hakkında başlatılmış
    soruşturmalarda da bu maddeyi ihdas eden Kanun Hükmünde Kararname ile bu Kanunun 161
    inci maddesine eklenen dokuzuncu fıkra hükmü uyarınca yetkisizlik kararı verilemez.
    Geçici Madde 4 – (Ek:20/2/2019-7165/10 md.)
    (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 304 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapılan
    düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Yargıtay tarafından verilen bozma
    kararları hakkında uygulanır.
    Geçici Madde 5- (Ek:17/10/2019-7188/31 md.)
    (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla;
    a) 102 nci maddede yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren üç
    ay sonra uygulanır.
    b) 236 ncı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında yapılan düzenleme uyarınca
    kurulması gereken merkezler, en geç 1/9/2020 tarihine kadar faaliyete geçirilir. Bu tarihe
    kadar mevcut uygulamaya devam olunur.
    c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde
    düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanır.
    d) 1/1/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya
    kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz. 139140141
    e) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, kovuşturma evresine geçilmiş
    dosyalarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.
    f) 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı
    tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge
    adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin
    uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca
    tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince
    değerlendirilir.
    g) 308/A maddesinde yapılan değişiklikle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet
    başsavcılığınca yapılan itirazların incelenmesine ilişkin getirilen usul, bu maddenin yayımlandığı
    tarihten önce itiraz yoluna başvurulup reddedilmiş olan itirazlar hakkında uygulanmaz.
    h) Aile mahkemeleri ile çocuk ve çocuk ağır ceza mahkemelerinde görev yapan
    psikolog, pedagog ve sosyal çalışma görevlilerine ilişkin düzenlemeler, bu maddenin
    yayımlandığı tarihten itibaren altı ay sonra uygulanır.
    Geçici Madde 6- (Ek:2/3/2024-7499/22 md.)
    (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla bu Kanunda yapılan düzenlemeler bakımından
    aşağıdaki hükümler uygulanır:
    a) Eski hâle getirme kurumuna ilişkin olarak 41 inci maddenin birinci fıkrasında
    yapılan değişiklik, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanır.
    Bu tarihten önce kalkan engeller bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan
    değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
    b) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresine ilişkin olarak 173 üncü
    maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen
    kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında bu maddeyi ihdas
    eden Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
    c) Kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren
    başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin 268, 273, 276, 277, 291, 294, 296, 297, 308, 308/A,
    319 ve 320 nci maddelerde yapılan değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen
    kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında bu maddeyi ihdas
    eden Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler ile yürürlükten kaldırılan hükümlerin
    uygulanmasına devam olunur.
    139 Anayasa Mahkemesinin 25/6/2020 tarihli ve E.:2020/16; K.:2020/33 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer
    alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan “basit yargılama usulü”
    yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
    140 Anayasa Mahkemesinin 14/1/2021 tarihli ve E.:2020/81; K.:2021/4 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer
    alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin aynı bentte yer alan “basit yargılama usulü” yönünden
    Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
    141 Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.:2020/87; K.:2022/44 sayılı Kararı ile bu bentte yer
    alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “seri muhakeme usulü”
    yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
    d) Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlamasına ve
    cevap süresine ilişkin 291, 296 ve 297 nci maddelerde yapılan değişiklikler, 23/3/2005 tarihli
    ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında
    Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olup da 1/6/2024 tarihinde ve
    sonrasında verilen kararlar hakkında da uygulanır.
    e) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla yürürlükten kaldırılan; 275 inci maddenin ikinci
    fıkrası, 293 üncü maddenin ikinci fıkrası ve 295 inci maddesi
    hükümlerinin, 1/6/2024 tarihinden önce verilen kararlar bakımından uygulanmasına devam
    olunur.
    (2) a) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci
    maddenin onbirinci ve onikinci fıkrasında yapılan kanun yoluna ilişkin
    değişiklikler, 1/6/2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması
    kararları hakkında uygulanır.
    b) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları
    hakkında itiraz kanun yolunun uygulanmasına devam olunur. Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas
    eden Kanunla 231 inci maddenin onikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere
    göre sonuçlandırılır.
    c) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması
    kararlarıyla ilgili olarak 231 inci maddenin onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanması
    veya yeniden kurulması hâlinde, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci
    maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler
    uygulanır.
    d) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları
    bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam olunur.
    (3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 141 inci maddede yapılan
    düzenlemeler, 1/6/2024 tarihinden sonra kesinleşen karar veya hükümler bakımından
    uygulanır.
    (4) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 142 nci maddede yapılan
    değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında yapılan istemler bakımından uygulanır. Bu
    tarihten önce yapılan istemlere, kesinleşinceye kadar bu maddeyi ihdas eden Kanunla
    142 nci maddede yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre yargı mercilerince bakılmaya
    devam olunur. Bu fıkrada yer alan düzenlemeler ile bu maddeyi ihdas eden Kanunla
    142 nci maddede yapılan değişiklikler, mülga 7/5/1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı
    Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun uyarınca yapılan
    veya yapılacak olan istemler hakkında da kıyasen uygulanır.
    Geçici Madde 7- (Ek:7/11/2024-7531/18 md.)
    (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin ikinci
    fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla soruşturma veya
    kovuşturma evresine geçilmiş dosyalar bakımından uygulanmaz.
    (2) (İptal:Anayasa Mahkemesinin 27/3/2025 tarihli ve E.: 2024/197; K.: 2025/86
    sayılı Kararı ile)
    (3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 253 üncü maddenin yirmidördüncü fıkrasında
    yapılan düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan uzlaştırmacı yazılı
    sınavlarında başarılı olanlar hakkında uygulanmaz. Bu kişiler, diğer koşulları taşımaları
    halinde uzlaştırmacı siciline ve listelerine kaydedilebilir.
    (4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 254 üncü maddenin ikinci fıkrası
    uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen dosyalar bakımından bu
    maddeyi ihdas eden Kanunla 254 üncü maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik
    uygulanmaz. Bu dosyalar, 254 üncü maddenin ikinci fıkrasının değişiklikten önceki
    hükümlerine göre sonuçlandırılır.
    Yürürlük
    Madde 334 – (1) Bu Kanun, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girer.142
    Yürütme
    Madde 335 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
    5271 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER
    (1) 5560 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:
    GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hükme
    bağlanmış olmakla beraber henüz kesinleşmemiş olan dosyalarda, uzlaşma kapsamının
    genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez.
    (2) 5728 sayılı Kanunun Geçici Maddeleri:
    GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Yargıtay ilgili ceza
    dairesinde bulunan dosyalar hakkında bu Kanunun lehe hükümlerinin derhal uygulanabileceği
    hallerde, usule aykırılık bulunmadığı takdirde, dosya esastan incelenmek, acele işlerden
    sayılmak ve Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi dikkate alınmak suretiyle karar verilir.
    Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan
    mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13/12/2004
    tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ilâ 101
    inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak,
    hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının
    kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.
    Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesin hükümle sonuçlanmış olan
    davalarda lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla, yapılan yargılama bakımından
    dava zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.
    142 Bu maddede yer alan “1 Nisan 2005“ ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun Geçici 1
    inci maddesiyle “1 Haziran 2005“ şeklinde değiştirilmiştir.
    İşbu Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla kesinleşmemiş olmakla beraber hükme
    bağlanmış olan dosyalarda uzlaşma kapsamının genişlediğinden bahisle bozma kararı verilemez.
    GEÇİCİ MADDE 2- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kovuşturma evresinde
    bulunan dava dosyaları hakkında:
    a) Mahkemenin görevli olmaması hâlinde, dosya üzerinde yapılacak inceleme
    sonucunda verilecek görevsizlik kararıyla dosya, görevli mahkemeye gönderilir.
    b) Daha önce soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yapılmış olan işlem ve kararlar
    hukukî geçerliliklerini sürdürürler.
    GEÇİCİ MADDE 3- Bu Kanun hükümlerine göre suç karşılığı uygulanan yaptırımı
    idarî yaptırıma dönüşen fiiller nedeniyle;
    a) Soruşturma evresinde Cumhuriyet başsavcılığınca,
    b) Kovuşturma evresinde mahkemece,
    idarî yaptırım kararı verilir.
    Birinci fıkra kapsamına giren fiillerden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan
    işlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtayın ilgili dairesinde bulunan işlerde ise
    ilgili dairece, bu Kanuna göre işlem yapılmak üzere gelişlerindeki usule uygun olarak dava
    dosyası hükmü veren mahkemeye gönderilir.
    (3) 5918 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:
    GEÇİCİ MADDE 1 – Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 3 üncü ve 250 nci
    maddesinde yapılan değişiklik hükümleri, yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan
    soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanır.
    (4) 6008 sayılı Kanunun Geçici 2 nci Maddesi:
    GEÇİCİ MADDE 2 – Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar hakkında hükmün
    açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olanların, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren
    onbeş gün içinde mahkemeye başvurmaları halinde, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri
    bırakılması kararı geri alınır ve Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin yedinci
    fıkrasındaki kayıtla bağlı olmaksızın, başvuruda bulunan sanık hakkında yeniden hüküm kurulur.
    (5) 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:
    GEÇİCİ MADDE 1- (1) Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesine ilişkin
    yönetmelik bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde çıkarılır ve
    yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren en geç altı ay içinde uzlaştırmacı listeleri
    oluşturulur. Adalet Bakanlığı tarafından bu listelere uygun uzlaştırmacı görevlendirmesi
    amacıyla bir ilan yapılır. İlan yapılıncaya kadar, Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü
    maddesinde bu Kanunla yapılan değişiklik öncesinde öngörülen usule göre belirlenen
    uzlaştırmacılardan görevlendirme yapılmasına devam olunur ve bu uzlaştırmacılar görevlerini
    tamamlar.
    (6) 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun Geçici 1 inci Maddesi:
    GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi ile 6100
    sayılı Kanunun 361 inci maddesinde temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan değişiklikler, bu
    Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.
    (2) Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından bölge adliye ve bölge idare mahkemesi
    daireleri arasında iş bölümü yapılıncaya kadar bölge adliye ve bölge idare mahkemesi
    başkanlar kurullarınca yapılan iş bölümünün uygulanmasına devam olunur.
    5271 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN VEYA
    ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN VERLEN İPTAL KARARLARININ
    YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHLERİNİ GÖSTERİR TABLO
    Değiştiren Kanunun/
    KHK’nin veya İptal Eden
    Anayasa Mahkemesi
    Kararının Numarası
    5271 Sayılı Kanunun Değişen
    veya İptal Edilen Maddeleri Yürürlüğe Giriş Tarihi
    5328 334 31/3/2005
    5353
    35, 75, 76, 80, 81, 85, 90, 91, 94,
    98, 100, 103, 105, 109, 119, 127,
    135, 137, 140, 142, 143, 151, 153,
    161, 164, 173, 174, 193, 206, 223,
    247
    1/6/2005
    5560
    6, 100, 102, 109, 146, 150, 171,
    231, 253, 254, 309, 310, 325,
    İşlenemeyen Hüküm
    19/12/2006
    5728 231, İşlenemeyen Hükümler 8/2/2008
    5793 234, 239 6/8/2008
    5918 3, 250, 253, İşlenemeyen Hüküm 9/7/2009
    6008 231, 250, İşlenemeyen Hüküm 25/7/2010
    6217 161, 173, 272 14/4/2011
    KHK/650 331 1/1/2012
    6352
    38/A, 100, 101, 109, 250, 251,
    252, 308, 324
    5/7/2012
    Anayasa Mahkemesi’nin
    17/5/2012 tarihli ve E.:
    2011/37, K.: 2012/69 sayılı
    234 21/7/2012
    Kararı
    6411 202, Geçici Madde 1 31/1/2013
    6459
    105, 108, 141, 144, 172, 270,
    Geçici Madde 2
    30/4/2013
    Anayasa Mahkemesi’nin
    18/7/2012 tarihli ve E.:
    2011/113 K.: 2012/108
    sayılı Kararı
    331
    1/1/2013 tarihinden
    başlayarak altı ay sonra
    (1/7/2013)
    6494 331 7/7/2013
    6526
    91, 94, 100, 116, 128, 134, 135,
    139, 140, 153, 161, 169
    6/3/2014
    6545
    141, 143, 173, 188, 231, 238, 260,
    268, 273, 279, 280, 286
    28/6/2014
    6572 116, 128, 135, 140, 153 12/12/2014
    6638 91, 100 4/4/2015
    6713 Ek Madde 1 20/5/2016
    6723 133 23/7/2016
    KHK/674 128, 277, 278, 280, 297 1/9/2016
    KHK/676 149, 151, 154, 178, 188 29/10/2016
    6754 63, 64, 66, 67, 71, 72 24/11/2016
    6758 128, 277, 278, 280, 297 24/11/2016
    6763
    19, 100, 112, 128, 135, 139, 140,
    191, 202, 232, 247, 248, 253, 254,
    307, İşlenemeyen hüküm
    2/12/2016
    KHK/680 161, 172, 173, 247, 248 6/1/2017
    7035
    280, 281, 282, 283, 285, 286, 291,
    304, Altıncı Kitap Üçüncü Kısım
    Birinci Bölüm başlığı, 308/A,
    İşlenemeyen Hüküm (Geçici
    Madde 1)
    5/8/2017
    KHK/694
    64, 102, 139, 140, 142, 158, 161,
    196, 216, Geçici Madde 3
    25/8/2017
    KHK/696
    104,129,140/A,188, 209, 280, 288,
    299
    24/12/2017
    7070 149, 151, 154, 178, 188 8/3/2018
    7072 161, 172, 173, 247, 248 8/3/2018
    7078
    64, 102, 139, 140, 142, 158, 161,
    196, 216, Geçici Madde 3
    8/3/2018
    7079 104, 129, 140/A, 209, 280, 288, 299 8/3/2018
    KHK/700 3
    24/6/2018 tarihinde birlikte
    yapılan Türkiye Büyük Millet
    Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı
    seçimleri sonucunda
    Cumhurbaşkanının andiçerek
    göreve başladığı tarihte
    (9/7/2018)
    7145 119, 127, 134, 172, 311 31/7/2018
    Anayasa Mahkemesi’nin
    27/12/2018 tarihli ve E.:
    2018/71 K.: 2012/118 sayılı
    Kararı
    286 15/2/2019
    7165 286, 304, 307, Geçici Madde 4 28/2/2019
    7188
    102, 171, 174, 234, 236, 250, 251,
    252, 253, 280, 282, 286, 308/A,
    Geçici Madde 5
    24/10/2019
    Anayasa Mahkemesinin
    24/7/2019 tarihli ve
    E.:2018/73; K.:2019/65
    sayılı Kararı
    151 29/11/2019
    7196 100 24/12/2019
    7242 109, 112, 272 15/4/2020
    Anayasa Mahkemesinin
    25/6/2020 tarihli ve
    E.:2020/16; K.:2019/33
    sayılı Kararı
    Geçici Madde 5 19/8/2020
    7262 123 31/12/2020
    Anayasa Mahkemesinin
    14/1/2021 tarihli ve
    E.:2020/81; K.:2021/4 sayılı
    Kararı
    Geçici Madde 5 16/3/2021
    Anayasa Mahkemesinin
    31/3/2021 tarihli ve
    E.:2020/35; K.:2021/26
    sayılı Kararı
    250 15/6/2021
    7331 12, 94, 100, 101, 109, 137, 170, 14/7/2021
    250, 251
    44, 176, 233 1/9/2021
    110, 110/A, 268 1/1/2022
    7406 100, 234, 239, 253 27/5/2022
    Anayasa Mahkemesinin
    21/4/2022 tarihli ve
    E.:2020/87; K.:2022/44
    sayılı Kararı
    Geçici Madde 5 Yayımı tarihi
    Anayasa Mahkemesinin
    8/9/2022 tarihli ve
    E.:2021/118; K.:2022/98
    sayılı Kararı
    193
    4/10/2022 tarihinden
    başlayarak altı ay sonra
    (4/4/2023)
    7413 Madde 227 1/1/2023
    7418 286 18/10/2022
    Anayasa Mahkemesinin
    26/1/2022 tarihli ve
    E.:2021/48; K.:2022/7 sayılı
    Kararı
    308/A
    Yayımlanmasından
    başlayarak dokuz ay sonra
    (14/1/2023)
    7445 139, 193, 231, 308/A 5/4/2023
    Anayasa Mahkemesinin
    26/7/2023 Tarihli ve E:
    2023/43, K: 2023/141 Sayılı
    Kararı
    253 18/10/2023
    Anayasa Mahkemesinin
    22/3/2023 Tarihli ve E:
    2022/145, K: 2023/59 Sayılı
    Kararı
    247
    Yayımlanmasından
    (10.05.2023) başlayarak
    dokuz ay sonra
    (10/2/2024)
    7499
    231, 247, Geçici Madde 6 12/3/2024
    41, 141, 142, 144, 173, 251, 252,
    268, 272, 273, 275, 276, 277, 291,
    293, 294, 295, 296, 297, 308,
    308/A, 319, 320
    1/6/2024
    7528 100 18/10/2024
    7531 253, 254, Geçici Madde 7 14/11/2024
    7532 226, 236 27/11/2024
    7533 250 30/11/2024
    Anayasa Mahkemesinin
    5/11/2024 Tarihli ve E:
    250, 251 10/3/2025
    2024/66, K: 2024/188 Sayılı
    Kararı
    Anayasa Mahkemesinin
    27/3/2025 tarihli ve E.:
    2024/197; K.: 2025/86
    sayılı Kararı
    Geçici Madde 7 29/5/2025